Subscribe

KGOS:26.TUR || YORUM: SENİ SEVERKEN | GÜNEŞ DEMİREL

3/22/2016, BY Tuğba Atıcı Coşar - 1 yorum:
Karşılıksız bir aşka ömrünüzü adayabilir misiniz? Deniz, kendini bildiğinden beri âşıktı Ateş'e. Tüm geçmişini dolduran ve geleceğin bile silemeyeceği bir aşka emanet etmişti kalbini. Onun için nefes almak demek, Ateş demekti. Ne yıllar vazgeçirebilmişti onu sevdasından, ne de sevdiği adamın başkasına ait olduğunu bilmek… Her geçen gün umudunu yitirse de, kalbinin pusulası hep Ateş'i gösteriyordu. Peki, vazgeçmemek, çok istemek yeter miydi hayallerin gerçek olmasına?
Ateş, mükemmel bir yaşama sahip olduğunu düşünürken yanılmıştı. Hiç beklemediği bir anda hayatının yönü değişmiş, bir yaprak gibi savrulmuştu. Kendine yeni bir düzen kurmaya çalışırken, içinde yanan ve yandıkça daha da büyüyen nefret duygusuyla baş edebilecek miydi? Kalbinize dokunacak bir aşk hikâyesi okumaya hazır mısınız?
Selamlar, Seni Severken turu ile karşınızdayız ve ikinci gün yorum sırası da bende...
Seni Severken benim yazarın okumuş olduğum 2.kitabı, kıyaslamak istemiyorum ama söylemeden de geçemeyeceğim bir şey var ki bu kitap çok çok daha iyi çok güzel.
Kitap da birden fazla karakteri okuyoruz, normalde bu biraz yorucu gelir ama yazar her birini o kadar ince bir çizgide ilerleyerek yazmış yorucu olmayı bir kenara bırakıp acayip zevk alarak okuyorsunuz.
Seni Severken bana kurgudan çok sanki gerçek bir şeyler okuyormuş hissi verdi. Daha bi sevdim ve karakterleri daha bi benimsediğimi hissettim. Tabii bir yerden sonra bu bir hikaye ama yazılan satıların bir kaçında içime dokunuyorsa ve ben o gerçeklik hissine kapılıyorsam daha ne isterim ki...
Arka apak yazsını okuduğumuzda bu hikayeye ev sahipliği yapan kişilerin Ateş ve Deniz olduğunu görüyorsunuz. Aslında temel öyle ama gelin görün ki benim için pek öyle oldu diyemem.
Kurgu bir çok karaktere yer vermiş demiştim. Deniz'in abisi Kaya'ya, Ateş'in sorunlu haytaına ve en önemlisi Deniz'in yanında çalışan Kenan'a ve ailesin.
İşte beni bitiren sahnelerde tam da bundan sora başlıyor. Kenan'ın annesi Gülsu ve Erkan...
Allah'ım o nasıl bir hikaye nasıl bir kurgu. Okurken neden? dedim sürekli neden kitap bu karakterlerin üzerine yazılmadı. 
Her karakteri sevdim hepsi bende bir yer edindi ama Gülsu ve Erkan benim aklımdan çıkmayacak karakterler olarak zihnime kazın. O kadar güzel bir aşk anlatmış ki yazar ve bir o kadar da hissettirmiş ki bayıldım. Tek kelimeyle o çifti hikayesi muhteşemdi ve benim en sevdiğim sahnelerin onların olduğu bölümlerdi.
Çok ama çok severek okuduğum bir kitap oldu Seni Severken. Beklentimin inanılmaz üstündeydi ve bayılarak okudum.
Keşke dediğim tel şey ana hikayenin sahibi Gülsu ve Erkan olsaydı keşke, okuduğunuzda bana hak vereceksiniz kesinlikle.
Çok keyifli ve en önemlisi kendini bana hissettiren bir kitaptı. Kesinlikle okumalısınız.

KGOS:25.TUR || YORUM: ENTRİKACILAR | Christine Féret-Fleury

3/13/2016, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Versailles karmakarışık! Versailles aklını kaçırmış!
Saray'a yeni gelen, "Kızıl" adıyla tanınan ve hakkında hiçbir şey bilinmeyen bir kızıl saçlı, tozu dumana kattı. Ünlü terzi Claude de Chinelle'in koruması altına giren bu güzeller güzeli kız, terzinin en sevdiği modeli ve esin perisi oldu. Kızıl herkesi kışkırttı! Kıskançlıktan çatlayanların, rekabet etmek için tutuşanların gözleri üzerinde. Ne ondan nefret eden Saraylı güzel Élise de la Valle ne de ona âşık olan karizmatik şövalye Philippe de Saint-Agrève, Kızıl'ın özenle sakladığı sırrını öğrenmeyi başarabildi.
Versailles Sarayı'nda dönen dolaplara tanık olmaya hazır mısınız? Gizli odalarda yaşanan dudak uçuklatıcı olaylar sizleri bekliyor. Güneş Kral'ın sarayının heyecan verici, haylaz ve kesinlikle ateşli entrikaları, daha önce okuduklarınızın hiçbirine benzemiyor!
(Tanıtım Bülteninden)

Herkese selamlar, yine güzel bir kitapla karşınızdayız. Kısacık bir kitap ama benim beklentimden daha iyi çıkar bir kitap oldu Entrikacılar. Hatta kısalığından son derece isyan etmiş olabilirim.
Kitabın konusundan çok fazla bahsetmeyi sevmiyorum bildiğiniz gibi ki zaten kitabın sayfa sayısından ötürü de bir şeyler anlatmak istemiyorum.
Kİtap iki kadın karakterin ağzında anlatılıyor. Birisi sizi merakta bırakan ve bir sırrı olan Kızıl, diğeri de diğer kitaplarda daha fazla ondan bahsedileceğini düşündüğüm Elise. 
Gizemli Kızıl saraya girdiği anda tüm gözlerini üzerine çekiyor.Ama kendisinin de dediği gibi onun bir sırrı var bu beni acayip merak ettiriyor. İki karakterden anlatılmasına rağmen ben Kızıl'ın olduğu bölümler de daha fazla heyecanladım. Sürekli daha uzun olsaydı keşke ya da hemen ikinci kitap çıksın diye söylenerek okudum.
Kitabın kısalığı beni nedense tereddütte bırakmıştı ama gelin görün ki acayip severek okudum. Film tadında bir hikayeydi ki kısa kitaplarda benim bu tadı almam çok zor olmuştur hep.
Birde etkilendiğim en büyük kısımlar her bölüm geçişlerinde aralarda verilen gerçek bilgiler oldu. Kİtapta geçen bir çok karakteri okurken gerçekte de var olduğunu anlıyorsunuz ve bu sizi daha fazla etkiliyor. Bir Gökcicisi'den Yorumlar blogunun sahibi ve benimde yakın arkadaşım Gökçe'yle bunlar üzerine konuştuk ve kitabı benim gözümde başka boyuta ulaştırdı. Onun engin çevirileri sağ olsun :)
Daha fazla ilgimi çekti diyebilirim. Bittiğinde karakterler hakkında araştırma yapma ihtiyacı duyuyorsunuz merakınızdan.
Bir Elise bi Kızıl dan okuduğumuzdan sanki iki final okumuş gibi hissettim. Çünkü ikisinin de hayatında acayip önemli şeyler olarak bitti.
Ben kitabı çok severek okudum ve umarım ki fazla beklemeyiz devamı için. Kitabın orijinal dili Fransızca çeviri güzeldi ben beğendim çok hatası olmayan bir kitaptı ufak tefek göze batan noktalar vardı sadece. Bunlar dışında ilgi çekici ve hevesla okuduğum bir kitap oldu benim için.
Bol kitaplı günler...