Subscribe

KGBT 8.Tur || R.K Lilley - Bay Harika | Yorum

5/31/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:

Orijinal Adı: Mr.Beautiful
Yazar: R.K Lilley
Çeviri: Kemal Süha Önder
Goodreads: 4.04
Yayınevi: Aspendos Yayınları
Tür: Aşk, BDSM, Erotic
Baskı: 2015
Sayfa Sayısı: 272

Onu görür görmez cazibesine kapılmıştım. Daha doğrusu büyülenmiştim. Gözlerinde karşı konulamaz bir şey vardı. O kadar duruydular ki sanki tamamen şeffaftılar. Duru mavi gözler genelde soğuk olarak bilinir ama onun gözleri öyle değildi. Onun gözleri su kadar berraktı. O kadar berraklardı ki mümkün olmayan bir şeye bakıyormuş gibi hissettim kendimi. Sanki tanıdık bir ruhtu ya da tam benim zevkime göre yaratılmıştı. 
Yorum: Herkese merhaba KGBT olarak düzenlediğimiz 8. tur kitabımızın yorumuyla karşınızdayım. Havada serisinin son kitabı olan Bay Harika ilk üç kitabımızın aksine sevgili James'in ağzından. Bu tarz kitapları her zaman erkek karakterin ağzından anlatılan kısımlarını daha çok sevmişimdir ben. Nedense erotic romanslarda erkeğin ağzından anlatılan kısımlar daha aşk dolu ve tutkulu oluyor bence.
Kitabımızı geçmiş ve gelecek olarak iki kısımda anlatılıyor. Geçmiş James'in Bianca'yı ilk gördüğü andan ve sonra yaşadıklarından gelecek ise Bianca'nın vurulduktan sonra James'in hastanede onun uyanmasını beklerken yaşadıklarından bahsediyor.
Tüm hayatım boyunca kusursuz aşkın var olduğuna ama şartlar gereği sana göre olmadığına, hayat tarzının böyle bir şeye imkan sağlamayacağına inanırsın.Sonra bir gün, pat diye, işte oradadır.Senin karmaşık ihtiyaçlarını karşılayacak, mükemmel insan karşına çıkıverir. -James
 Aynı zamanda bu son kitap da Stephan'ın ağzından da geçmiş ve gelecek olarak ikiye ayrılmış şekilde anlatılan kısımlar var.Her ne kadar bundan sıkılacağımı düşünsem de ben bu kısımları da çok sevdim. Stephan'ın hikayesi beni inanılmaz etkiledi. En önemlisi kitap da anlatılan aşkdan daha fazla etkilendiğim şey ise Stephan ve Bianca arasında ki bağ.
Yazar bunu o kadar inanılmaz bir şekilde kurgulamış ki kitap da oldukça baskın olmasına rağmen beni rahatsız etmektense daha fazla sevmeme neden oldu. Stephan'ın Bianca için yaptığı ve yapacağı şeyler beni onlara hayran bıraktı. Bir sahne vardı ki öldüm, bittim, bayıldım.
Kazadan sonra James'in evinde yaşayan Bianca, Stephan'dan ayrı kalamayınca James karşı dairelerini onlar için satın alır. Gece uyandığında bir bakıyor ki Bianca yok. Hemen Javier ve Stephan'ın evine gittiğinde ikisini yatakta sarmaş dolaş yatarken bulur. Bu sahnede James'in hislerini anlattığı kısım çok ama çok güzeldi.
Sen iyisin, Ben iyiyim, Biz iyiyiz. -Stephan
Tabi ki Stephan Javier. Her ne kadar Stephan'ın tercihi başka olsa da bu onu çok sevmeme engel olmadı.Okurken gözümde canlandırdığım yakışıklı, güçlü ama bir o kadar da kırılgan adam en az James kadar yüreğimde taht kurdu benim. İki erkek arasında ilişkiyi okurken o ince çizgi vardır ya ya seversin ya nefret edersin ben Stephan'ına olan hayranlığımdan dolayı sanırım çok sevdim.
Sonuç olarak ben bir Aspendos bağımlısı olarak bu tür de yazılan kitapların en iyilerinin çoğunun bu yayınevinden çıktığına inanıyorum.
James'in çaresizliğini Bianca'ya olan tutkulu aşkını okumak seriin daha önceki üç kitabına bedeldi benim için. Bu kitapda aşkın ve arkadaşlığın dibine dibine vurmuş yazarımız. Ayrıca kitabın sonun Tristian ve Danika'yı da gördük ki onlarında kendine özel serisi çok yakında bizlerle olacak ben çok sabırsızım.Ve birde hatırlarsanız Lana ve Akira vardı. Ben onları hiç unutmadım valla.
Sizde benim gibi onları merak edenlerdenseniz Bay Harika'nın sonunda onlardan bahsedilmiş ama son anda yazar bunun ayrı kitap olacağına karar verdiği içinde çıkarmışlar. Ama novella şeklinde çıkan kitabı umarım bizde okuma şansı elde ederiz.
Son olarak ben bu tarzı çok sevmeme rağmen her kitabı da sevmeyen bir tip olduğum gerçeğine karşı Havada serisini çok sevdim.Bay Harika'yı çok daha fazla sevdim.
Eğer sizde bu tarz kitapları seviyorsanız Bay Harika tavsiyemdir okuyun canlarım :) Ha birde KBGT sayfasını tıklayın ve sizde Bay Harika kazanma şansını yakalayın.
Öpüldünüz...
Puanıım:


Sen || Selvi Atıcı | Yorum

5/29/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - 2 yorum:










Kardeşinin intikamını almak için çıktığın yolda aşkla karşılaşırsan…Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, bilirsiniz. Üstelik bahsi geçen bir kadın ise, asla! Dövüş sanatları uzmanı olan Süheyla, kardeşinin intikamını almak için çıktığı yolculukta kalbini tam bir baş belasına kaptırdı. Ruhu intikam ateşiyle yanıp tutuşurken kalbi aşk ateşiyle kavruldu…Süheyla'nın adı, 'iyi huylu, sakin' anlamına gelir ancak aldanmayın, yol boyunca elinde muştasıyla aşk ve intikam duygularıyla örülmüş ince bir ip üzerinde ustalıkla yürüyecek gerçek bir kahramandır aslında. O zeki, yumrukları kadar dili de sert bir kadındır. Romanda Demir'le de tanışacaksınız. Aşkın muhatabıdır kendisi. Süheyla'nın intikam mücadelesinde en büyük yardımcısı olacaktır.







Künye
Adı: Sen
Yazar: Selvi Atıcı
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı: 424
Çıkış Tarihi: 2015
Fiyatı: t 21,00
Goodreads: 4.77
Yorum: Herkese merhaba... Son zamanlarda çok merak edilen bir kitap yorumuyla daha karşınızdayım. Sen uzun zamandır çıkmasını beklediğim Selvi Atıcı kaleminden wattpadde de devamlı takip ettiğim bir hikayeydi. Onu bence diğer kitaplardan ayıran en büyük fark hikayenin konu itibariyle çok farklı olması. Kitabımızda tabi ki aşk var olmazsa olmaz ama bana kalırsa bunun üzerine kurulu değil.
Süheyla, bir dövüş sanatları okulu sahibidir. Nişanlıdır öyle deli gibi aşık olmasa sa nişanlısına sevgiyle bağlıdır.Adam Süheyla'nın iş yerinde eğitmen olarak çalışmaktadır. Bir gün kuzenim diye tanıştırdığı kadın onu yemeğe davet edip, zilin bozuk olduğunu söyleyip Süheyla'nın eline bir anahtar tutuşturur ve onunla girmesini söyleyince asıl gerçekler ortaya çıkar. Nişanlısı sadece onun iş yerini almak için evlenmek ister ve kuzeni dediği kadında sevgilisidir. Süheyle ayrılır ayrılmasına ama o sırada hamiledir, babasız büyümenin ne kadar zor olduğunu bildiği içinde çocuğunu aldırır ve o gün eve döndüğünde kardeşini kanlar içinde banyoda intihar etmiş şekilde bulur. Bundan sonrası Süheyla'nın kardeşinin başına gelen şeyin intikamını almaya çalışmasıyla geçer.
Demir, adı gibi sağlam olduğunu düşündüğümüz karakterimizin başından meğerse neler geçmiş neler. Kollarında sevdiği kadını kaybeden Demir son anda birde hamile olduğunu öğrenince kendini kaybeder. Alkol ve daha bir sürü kötü bağımlılığın pençesinden abisi Çelik sayesinde kurtulur ama hiç bir şey artık onun için eskisi gibi değildir artık.
Süheyla'nın çalıştığı terziye gitmesiyle de ikilimizin macerası sizi çok eğlendirecek atışmalarla birlikte başlar.
İkilimiz birbirleriyle didiştiler, kavga ettiler katta dövüştüler okurken o kadar eğlendim ki anlatamam. Çok sevdiğim diğer bir şey iste kadın karakterin belirgin bir şekilde zeki olması. Tamam hiç bir karakter aptal değildir bu bakış açısıyla okumuyorum ama burada kadının zekası çok ince detaylarla vurgulanmış, gözümüze sokmamış yazarımızı ama okurken aklımda hep kadının zekası hep bir yer edinmiş aklımda.
Birde güçlü, erkek gibi kız tabiri bu kız için bence. Güçlü korkusuz ama yinede Demir' arada sırada sığınmayı da becerebilen. İkilinin macerası, hikayenin ilerleyişi çok ama çok güzeldi. Bir an bile beni sıktığını düşündüğüm bir yer olmadı. Aşk, aksiyon, macera. hüzün bu kitapta her şey var. 
En önemlisi hüzün, o kadar güzel ve duygusal bir girişi var ki kitabın ben daha başından ağladığımı kabul ediyorum. Ve sonlarda yine öyle bir şok yaşadım ki gerçekten bu derece şaşıracağımı hiç beklemiyordum. 
Söylemeden geçemediğim bir şey var ki Umur, içimde derin yaralar bırakan karakter beni mahvetti bitirdi resmen.
Selvi Atıcı benim ilk okuduğum Türk yazarlardan. Bana göre sayılı denecek kadar kalemine hayran kaldığım yazarımız var ve ilklerin hep farkı olduğuna inanıyorum.
Yazarımız alınmasın Kimliksiz'i de beğenmiştim ama SEN bir tık daha üzerine çıktı bence.

Puanım:




Londra Caddesi Samantha Young || Dublin #2 | Yorum

5/26/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:

Dublin Caddesi'nde Joss ve Braden'ın aşkıyla baştan çıkmıştınız... Londra Caddesi'nde ise Johanna ve Cameron ile ihtirası doruklarda yaşayacaksınız. Johanna'nın alkolik bir annesi ve bakması gereken küçük bir erkek kardeşi vardı. Babası alıp başını gitmişti, evi geçindirmek Johanna'ya kalmıştı. Artık sadece kardeşi için yaşıyordu.
 Erkek arkadaşlarını da bu yüzden zenginlerden seçiyordu. Kendi arzuları onun için önemsizdi. Pasaklı kotu, dövmeleri ve hırpani tişörtüyle şehrin en seksi serserisi Cameron hayatına girdiğinde Johanna'nın bütün ezberi bozuldu. Onu öylesine çok arzuluyordu ki, kalp atışlarını bile bir türlü dizginleyemiyordu. Cameron, barda birlikte çalıştıkları bu mesafeli görünen seksi kızılın sakladığı sırlarını açığa çıkarmaya kararlıydı... Teker teker savunma kalkanlarını indirecekti... Johanna çırılçıplak kalıncaya dek!..
"Aşırı seksi bir kitap bu. Hem kahramanın kendini bulma ve güçlenme yolculuğuna da bayıldım. Londra Caddesi'ni tüm kalbimle tavsiye ederim."
-USA Today-





-KÜNYE-
adı: Londra Caddesi - Down London Road | On Dublin Street #2
yazar:Samantha Young
yayınevi: Dex
sayfa sayısı: 472
çıkış tarihi: 2015
fiyatı: t 25,00
çevirmen: Aslı Dağlı
goodreasd: 4.25

-SERİ-
Dublin Caddesi - On Dublin Street (On Dublin Street #1)
Londra Caddesi - Down London Road (On Dublin Street #2 )
Before Jamaica Lane (On Dublin Street #3)





Yorum: Elime dün geçen kitabı resmen gece uyumadım ve bitirdim. Londra caddesi de bir dex kitabı ve yine beklediğim bir kitap fakat o kadar uzun süre bekledim ki artık tak etmişti. İlk kitap olan Dublin Caddesine tek kelimeyle bayılmıştım. Londra caddesini her ne kadar onunla kıyaslamak istemesem de okurken hem nedense Dublin caddesinin daha güzel olduğu gerçeğini bir kez daha kabullendim.
Bu kitapta ilk kitapta Joss'ın yakın arkadaşı olan barda çalışan Jo ve Cam'in hikayesi anlatılıyor. İlk kitapta Jo'dan hiç haz etmediğimi kabul ettiğim için kitaba biraz tereddütle yaklaştım ama hiç umduğum gibi olmadı.
Londra Caddesi Dublin caddesine göre daha çok acı barındırıyordu bence. Jo'nun yaşadıklarını okurken üzülmeden duramadım.Gerçekten hayatı zor olan ve yaptıklarıyla bunu örtbas etmeye çalışan bir kızın hikayesini okuyoruz.
Jo'nun zor olan hayatı, uğraşmak zorunda kaldığı sorunları kardeşine olan bağlılığını ve kendine olan güvensizliklerini okudum.
Ve Cam kesinlikle adam tek kelime ile muhteşemdi. Yazar bazı yerlerde inanılmaz ters köşe yaparak beni şaşırttı.Kitap çok güzeli Jo ve Cam'in hikayesi de son derece harikaydı ama yine söylüyorum ki bir Dublin Caddesi değildi benim için. Dublin'e haksızılık olsun istemediğim için yarım puancık kırdım :)

Puanım:





Adanmış Güzellik || Georgia Cates | Yorum

5/26/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:

Üç ay birbirlerini hiç görmediler.. Laurelyn, Jack'i terk etmişti ama Jack pes etmeyecekti. Bedenleri öylesine susamıştı ki...
Laurelyn, Amerika'ya döndüğünde, müzik kariyerine kaldığı yerden devam etmeye karar verdi. Ama işler hiç de istediği gibi gitmedi. Ahlaksız tekli? er ve Jack'in özlemi, onu yerlebir etti ama çok geçmeden küçük de olsa bir ümit ışığı beliriverdi.
Avusturalya'nın en zengin ve yakışıklı bekârı Jack ise önce başka kadınlarda aradı mutluluğu ama Laurelyn'siz nefes bile alamadığını fark ettiğinde soluğu Amerika'da aldı. Fakat soyadını bile bilmediği bir kadını nasıl bulacaktı?
Bir kadın ne ister? Şöhret? Para? Kariyer? Aşk? Şehvet?..







ADI:Beauty From Surrender - Adanmış Güzellik
YAZAR:Georgia Cates
YAYINEVİ:Dex
SAYFA SAYISI:356
ÇIKIŞ TARİHİ:2015
FİYATI:t 21,00
ÇEVİRMEN:Belgin Seven Haktanır
GOODREADS:4.15

Beauty Serisi:
Beauty From Pain - Acıtan Güzellik #1
Beauty From Surrender - Adanmış Güzellik #2
Beauty From Love: - #3

Yorum:

Hevesle çıkmasını beklediğim bir serinin ikinci kitabı da her ne kadar çoookkk uzun zaman sonra çıkmış olsa da okunup biteli çok oldu. Yorum yazmaya fırsat bulamamaktan nefret ediyorum resmen. Ayrıca Dex'e neredeyse yalvarasım geldi artık biraz daha hızlı gelse şu kitaplar özellikle seri olanlar.

Gelelim kitabımıza ilk kitap Acıtan Güzellikte Laurlyn aşkını kalbine gömüp Jack'i terk etmişti. Kitap o kadar merak edeceğimiz bir yerde bitmişti ki haliyle çıkmasını beklerken resmen yaşlandığımı hissettim.

Laurelyn'in Avustralya dan ayrılmasının üzerinden tam üç ay geçmiş Jack başlarda onu unutmayı ne kadar istese de bunun olmayacağını anladığında elindeki kısıtlı bilgilerle onu aramaya başlar. Tabi bulana kadar üç geçmiştir ve Laurelyn artık neredeyse ünlü bir grubun solisti olmuştur.

Tabi ki o da Jack'e hala aşıktır. Onca zaman geçmesine rağmen hala başka birisine karşı bir şey hissedemeyen Laurelyn grup arkadaşlarını birisinin ona olan aşırı ilgisine her ne kadar karşılık vermek istese de pek becerememiştir. Her ne kadar iş böyle olsa da tam Jack'in onu bulduğu gün onu öpmek üzere olan bir adamla yakalanması da işleri azıcık berbat eder.

Ama çiftimiz tabi ki sonunda tutkulu bir kavuşma yaşadılar.Jack'in köpek gibi aşık hallerine o kadar bayıldım ki anlatamam. Aynı zamanda Laurelyn eski erkek arkadaşı Blackden de o derece tiksindim ve birde Laurelyn annesi vardı.Kadın o kadar itici ve bencil bir karakterki nefret ettim resmen.

Son kitabın bu kadar geç çıkmamasını umut ediyorum artık.Bu seri benim kitaplığa giren ilk kitaplardan ve yeri bende çok ama çok başka.

Puanım








Bu Ay Ne Okudum? | Nisan

5/26/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:

Herkese merhaba, bundan sonra her ayın sonunda kaç kitap okumuşum ve neler okumuşum sizlerle paylaşmaya karar verdim.Mayıs bitmeden hemen Nisan'ı aradan çıkarayım istedim.Benim için en az okuduğum ay olarak tarihe geçti galiba. Ard arda yapılan blog tur ve daha bir sürü şahsi sebepten ötürü Nisan ayını kendim için elverişsiz ay ilan edip neler okumuşum bir göz atalım. Nisan'da 8 kitap okumuşum. ilk olarak,

  • Sevginin Büyüsü - Beth Hoffman:Takip edenleriniz bilir yazarımızla bir röportaj gerçekleştirmiştim. Kitap hakkında kısaca söyleyebileciğim şey biraz uzundu ama son derece duygusal ve akıcı bir kitapdı.
  • En Sevdiğim Hatam - Chelsea M. Cameron: KGBT olarak turunu da yaptığımız kitabı ben beğenerek okudum. Aspendos dan çıkan kitapları genelde severek okuyorum.
  • Dönüm Noktası - Kasie West: Nisan da okuduğum en iyi kitapdı. Konu olarak çok ilgi çekici ve merak uyandırıcıydı.İkincisini dört gözle beklediğim bir kitap oldu.
  • Tutkulu Aşk - Özge Gül: Yazarın anlatıma bayıldığım bir kitaptı. Sıradan aşk hikayelerinde daha farklı bir konuya sahip olması çok iyiydi bence.
  • Hilekar - R.Gaye Önel: İlk defa bir türk yazardan okuduğum fantastik bir kitaptı. Bazı yerlerde çekincelerim olmadı değil ama yinede sıkılmadan okuduğum bir kitap oldu.
  • Hiç Hesapta Yoktun Sen - Nazmiye Sümer: Blog turunu yaptığımız bir kitaptı. Bazı yerlerini çok severek okusam da bazende sıkıldığım yerler olmuştu.
  • Ateş ve Buz - Aslı Karabulut: Bu kitap hakkında çok söylecek bir şeyim yok çünkü tarz olarak herkese uymayan bir kitap ama ben çok sevdim onuda söylemeden geçemem.
  • Tek İsim Tek Kader - John Green & David Levithan: Bir tur kitabı daha. Yaş olarak karakterler bana çok hitap etmese de çok eğlenceli bir kitaptı.
Mayıs ayında görüşmek üzere :)

Ateş ve Buz - Aslı Karabulut || Okuma Etkinliği 4.Gün | Röportaj

5/23/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:

Herkese Merhaba.Etkinliğimizin son gününde yazarımızla yaptığım samimi bir röportajla karşınızdayım.

  Klasik bir giriş olacak ama ilk olarak bize biraz kendinden bahseder misin? Aslı kimdir? Neler yapar, neleri sever?

Ben kimim? Sanırım herkesin bu soruda durup bir düşündüğü doğrudur :) Ben İstanbul Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi bölümünden mezun oldum. 6 senedir de kurumsal bir şirkette Personel Assistant olarak çalışıyorum. En sevdiğim başlıca şeyler sessizlik, kitap okumak ve yazmak. Çok gezip tozan biri değilim; hiçbir zaman da bunun arayışı içinde olmadım. Sanırım ev'cil olmak = ben :) Az ve öz dostlarımla samimi sohbetler yapmak ve onlarla kahkaha atmak beni mutlu eden şeylerin arasındadır.

Yazmaya ne zaman başladın? Seni buna teşvik eden özel bir şey olup olmadığını merak ediyorum?


 Ortalama dört senedir yazıyorum. Bir amaç için çıkmamıştım bu yola aslında. Sanırım kitap okumayı delice sevdiğim için o dünyaya adım atmak istedim ve kendim için yazmaya başladım. İlk hikâyem 60 sayfalık kısa ve kurgudan yoksun bir şeydi :) Aşk Geliyorum Demez ile daha belirgin bir adım attım. Sonrasında Ateş ve Buz geldi, ki bununla birlikte ne istediğime de karar vermiş oldum. Bunları yazarken internet ortamında yayınlamadım. Wattpad'e katıldığımda her ikisi de bitmişti. Ardından devam edenleri biliyorsun zaten :) Küçük mutluluklar birikmeye ve yükselmeye başladığında yazmak için var olan sebeplerime yenileri eklendi. Artık sadece kendim için değil, okuyucularım için de yazıyorum.


    Ateş ve Buz bir wattpad hikayesi. Son zamanlarda çıkan bir çok kitabı göze alırsak sence Ateş ve Buz’u onlardan ayıran en büyük sebep ne?


 Aslında bir Wattpad hikâyesi değil. Bir önceki soruda da cevapladığım üzere ben Wattpad'e üye olduğumda Ateş ve Buz'u bitireli ortalama 5 ay olmuştu. Ama Wattpad'i bu doğrultuda başlangıç noktası olarak düşünebiliriz. 
Her hikâye kendi içinde bir bütündür. Dünyada var olan yazım konuları bellidir. Ateş ve Buz yetişkinler için erotik romans olmasının yanında, romantik komediyi de içeren bir tür. Biliyorsun ki son yıllarda benzer konuda çok fazla yerli ve çeviri kitap var. Ateş ve Buz'u benzer konulu hikâyelerden ve kitaplardan ayıran şey en başta yazarın dilidir. Her kitabın böyledir aslında. Ve bu kitabı ben kendim için bir geçiş dönemi kitabı olarak görüyorum.


    Kitap da bir çok karakter okuyoruz. Birden fazla karaktere hayat vermek daha zor olmuyor mu?


 Açıkçası Ateş ve Buz'dan sonra bir daha, birden fazla ana çifti yazmayacağım konusunda kendime ciddi bir nutuk çektim :) Ben bile hâlâ dönüp baktığımda üç ana çifti nasıl yazabildiğime şaşırıyorum. Ve evet, kesinlikle çok zor! Her karakter ana hatları kendi içinde benzerlik gösterse de onları birbirlerinden ayıran temel noktalar var ve her birini yazarken o karakterin kimliğine bürünmek ciddi anlamda yorucu. O yüzden, Kan Kırmızı ile birlikte bir ana çift ve bir yan çift yazmaya özen gösteriyorum.


    Karakterlerini yazarken veya seçerken olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı? En çok nelere özen gösterirsin?


 Elbette var. Bir kere benim için erkek karakter mutlaka güçlü olmalı. Bu sadece sahip olduğu maddiyatla ilgili değil; daha çok karakter kısmına vurgu yapıyorum. Her daim sırıtan tipleri sevmem. O yüzden sert bakışlı, ama sevdiği kadına bakarken güven veren sakin karakterleri seviyorum. Kadın karakterde ise kendinden ödün vermeyen tip tanımı mutlaka olmalı. Ben normalde koyu renk saçlı ve koyu renk gözlü karakterler yazarım; ama Eylül Çıkmazı'nda ana çiftimiz sarışın ve açık renk gözlere sahipler mesela.
Kadın karakterin hem kendi kişiliğine hem de bedenine hükmettiği karakterleri yazmayı seviyorum. Ne istediğini bilen, yaptığı şeyin sonuçlarını göze alabilen ve bununla yüzleşebilen... Bununla birlikte zaman zaman bazı konularda zayıflık gösteren yanları da var tabii, ki zaten bu hepimizin doğasında var.


    Yazarken kafanda önceden hazırladığın bir kurguya göre mi hareket edersin yoksa hikaye gidişata göre yazım aşamasında mı şekil alıyor?


 Çok güzel bir soru sordun :) Bir kitapta tahammül edemediğim ve asla kabul etmeyeceğim şey, yazılan şeyin bir kurguya sahip olmaması ve yazan kişinin kafasına göre 'atarsam belki gol olur' mantığıyla yazması. Bana göre okuyucuya bundan daha ağır bir hakaret olamaz. 
Yazdığım ve yazacağım her şeyin kurgusu önceden bellidir. Zamanla bazı şeyler şekillenirken bazı şeyler çıkartılır veya yeni şeyler eklenir. Aşk Geliyorum Demez amatör bir çalışmaydı benim için. Çok eksiği olmakla birlikte zaman ayırıp da düzenleme şansım olmadı ve Wattpad'de o haliyle duruyor. Ateş ve Buz, Kan Kırmızı, Serseri Bela, Tutku ve Tehlike Serisi'ndeki 3 kitap... Hepsinin kurgusu en başından belliydi. Başında, olayların gelişmesinde ve sonunda neler olacak, hepsi bir yerde bekliyordu. Eylül Çıkmazı'nı 30 bölüm olarak düşünüyordum, ama şu anki düşüncemle 35-36 civarı olacak. Bununla birlikte serinin ikinci ve üçüncü kitaplarının kurguları ve karakterlerin hayatları, her şey belli :) Son haftalarda sürekli diyaloglar ve sahneler canlanıyor gözümde :) O yüzden Eylül Çıkmazı'nı bitirip ikinci kitabı yazmak için çıldırdığım da bir gerçek :)


    İlk hikayeni yazıp bitirdiğinde neler hissettin?


 'Ben kitap yazdım.' dedim :))) Denemek amaçlı başlamış ve önce internetten araştırma yapmıştım. Amatörlüğün etkisiyle işin sonunda sırıtıyor insan :) Bu da sonrakiler için esaslı bir adım oldu benim için.


    Ateş ve Buz kitap olduğunda eline ilk kitap olarak aldığında neler hissettin?


 Klasik bir kocaman sırıtma belirdi yüzümde :) Masamın üzerinden eğilip kitabı arkadaşıma doğru salladım :) Tabii o sırada kendisi ciddi bir iş konuşması yaparken yüzü aydınlatıp kocaman sırıtmayı ihmal etmemişti :)) Elimde tuttuğum şey benim emek vererek yazdığım, karakterlere can verdiğim bir üründü ve uzun süre dokunup durdum. Sayfalarını karıştırdım, iç çektim. Sonra oturup artık sayısını hatırlamadığım bir kez daha en baştan okudum :)


    Yazamayı sevdiğini biliyoruz. Peki ya okumak, hayatında ne kadar yer verebiliyorsun ve ne tarz kitaplar okumayı seversin?


 Okumak da yazmak kadar büyük bir tutku benim için. Kitap yazmaya ara verdiğimde elime mutlaka kitap alırım. Sanırım bu yüzden sosyal aktivitelere zaman bulamıyorum :) Benim için yazmak da okumak da fazlasıyla ciddi bir iş olduğu için diğer her şey silik kalıyor. 
En sevdiğim başlıca iki tür, yetişkinler için romans olanlarla birlikte historical romans. Fantastik de seviyorum, ama gerçekten iyi oldukları sürece.


Ateş ve Buz yetişkinlere yönelik bir kitap. Bu tarz bir kitap yazmak aklına nereden geldi. Çok tepki alıp almadığını merak ediyorum? Bu konuda çekincelerin oldumu?


 Ateş ve Buz'u kendim için yazmıştım. Herhangi bir yerde yayınlamak ve kitaplaştırmak gibi bir düşüncem yoktu. Ben saf aşk veya saf cinsellik kokan anlatımları sevmiyorum. Aşk cinsellikle bir bütün bana göre. Birinin olduğu yerde diğerinin olmamasını kabul etmem mümkün değil. İkisi de birbirlerinden besleniyorlar ve bence o zaman sonsuz ve mükemmel bir iksir çıkıyor ortaya. 
Wattpad'e yüklemeden önce ne kadar çok düşündüğümü tahmin bile edemezsin :) Elbette tepki alabileceğimi biliyordum; bunu göze alarak girdim bu olaya. Herkes her yazılanı sevmek zorunda değil. Benim yazdığımı da kimisi sever, kimisi sevmez. Kimisi bayılır, kimisi aşırı bulur. Ama genel olarak baktığımda gelen eleştirilerin içinde, cinselliği irite etmeden yazdığımı söyleyen azımsanmayacak bir grup var. Bir noktadan sonra hem gelen tepkilere alıştım, hem de aslında beklediğim ve korktuğum kadar olmadığını görerek rahatladım.


Kendi adıma söylemek istiyorum ki wattpadde kitap olarak okumak istediğim bir çok hikayen var.Bunlarla ilgili bize biraz ipucu verirmisin?


Bunu öğrendiğim iyi oldu :)
Şu anda aktif olan üç hikâyem var. Aşk Geliyorum Demez kısa ve amatör bir hikâye. Yine üç ana çiftin (burada da üç çift yazmışım:/) romantik komedi şeklinde anlatılan ilişkileri var. Serseri Bela bir yaz macerası diyelim. Cinsel gerilimin yüksek olduğu bir romantik komedi. Tutku ve Tehlike Serisi'nin ilk kitabı olan Eylül Çıkmazı ise diğer yazdıklarımdan ayrılıyor. İlk kez bir hikâyemin çiftini bir araya getirmemek için çaba sarf ettim sanırım :) Okuyucular uzunca bir süre isyan ettiler :) Bu seride tehlikeli bir dünya, silahlar, aksiyon ve tabii ki imkânsız gibi görünen aşklar var. 
Kan Kırmızı'da tanıtım amaçlı ilk birkaç bölümü bırakarak kalan bölümleri kaldırdım. Onunla ilgili bazı düzenlemeler, çıkartılacak yerler var. Ateş ve Buz'dan sonra teknik olarak sıra onda. Ancak Ateş ve Buz yeni çıktığı için Kan Kırmızı'nın kitap olması işi uzun bir sürece yayılıyor. Onun için acele etmeyeceğim.


Son olarak seni takip eden okuyucularına hayranlarına neler söylemek istersin?


 Hayran demeyelim; okuyucu bana daha tatlı ve güven verici geliyor :) 
Umarım yazdıklarım hepsini mutlu ediyordur. Gerçi bunu bilmek ve görmekle beraber yine de eksiklerim var mıdır diye de düşünmüyor değilim. İnsanız sonuçta; yazarken hata yapabiliriz. Şimdiye kadar herkesle samimi olduğum kadar yapıcı bir iletişim içinde olduğuma inanıyorum. İyi ki hepsi var, iyi ki yanımda olduklarını bu denli güzel hissettiriyorlar :) Eğer herhangi bir kusurum olmuşsa da affola :) 
Son olarak; böyle güzel bir fırsat ve sohbet için sana çok teşekkür ediyorum :)
Aslı Karabulut'a bir kez daha bu samimi cevapları için teşekkür ediyorum.Kendisiyle İmiz fuarın da tanıştım ve şunu söylemeliyim harika bir insan.Samimiyeti ve içtenliğiyle daha ilk anda karşılaşıyorsunuz. Başarılarının devamını diliyorum.






Meral Kır - Yollum Aşka Düştü | Tanıtım - Haziran'da

5/22/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:

Herkese Merhabalar... Bu sefer harika bir şeyle geldim. Meral Kır hayranları hazır mı?.. Benim gibi Ahmet ve Sena'yı bekleyenler buradaysa hazır olun. Kapağımız görücüye çıktı :) Yolum Aşka Düştü Aspendos farkıyla Haziran'da bizlerle!
Hazırsanız kitabımızın kapağı ve tanıtım yazısı sizlerle...

Önce Aylardan Aşk dedi bizi her ay başka duyguyla esir aldı, sonra Aşkı Seçtim'i soktu hayatımıza farklı duyguları hep beraber yaşadık ve şimdi Yolu aşka düşenlere müjde Ahmet ve Sena geliyor hemde Aspendos farkıyla...


Tanıtım 'Arka Kapak'
Bir daha dünyaya gelirse âşık olacağı adamı insan ırkından seçmeye karar veren şaşkın akademisyen Sena Tekin ve önce Sena’yı öpüp sonra, "Pardon, ben senin ağabeyin sayılırım." diyen Ahmet Sancaktar’dan soluksuz okuyacağınız bir roman… 

AŞK, ZOR OYUNLARI SEVERDİ. AMA BU BİR OYUN DEĞİLDİ; BU, TUTKUYA YENİK DÜŞENLER İLE YOLU AŞKA DÜŞENLERİN SAVAŞIYDI. 

Severek yaptığı bir işe, harika bir nişanlıya ve güzel dostlara sahip olan Sena’nın tüm hayatı televizyonda izlediği bir haberle alt üst olur. Özenle kurduğu dünyası yavaş yavaş yıkılırken, hayatını geri alacağına dair tüm umutlarını kaybetmenin eşiğine gelir. Ancak Sena’yı asıl korkutansa, yıllardır âşık olduğu Ahmet Sancaktar’ın onu korumak için her şeyi göze almasıdır.

Çünkü artık genç kızın hem hayatı hem de kalbi tehlikededir…

Ünlü ve zengin Sancaktar Ailesi’nin hırçın, asabi ve ukala olarak tanınan üyesi Ahmet Sancaktar’ın sevdikleri için yapamayacağı şey yoktur. Ancak girdiği amansız kovalamacanın içinde Sena’yı korumak için yaptıkları kendisini bile şaşırtırken, Ahmet’i asıl korkutan şey ise ayağına dolanan aşktır. Karanlıktaki düşmanla savaşmak mı, yoksa aşka karşı gelmek mi daha zordu?

Yaşayıp görmekten başka şansı yoktu… 

Yazarımızı tanımayan kalmamıştır tabi ki ama birazcık kendisi tanıyalım.

Yazar Tanıtım



15 Mayıs 1979 senesinde, - annesinin tabiriyle- kirazlar henüz çiçek açmamışken Trabzon’da doğan Meral Kır, beş çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlarda ailesi ile birlikte İstanbul’a taşınan yazar, eğitim hayatına İstanbul’da devam etmiş, evli ve bir erkek çocuk annesidir. Rakamlarla arası iyi olan Meral Kır, on beş senedir aynı şirket bünyesinde muhasebe işleri ile ilgilenmektedir. 


Rakamlarla arasının iyi olmasının yanında, kelimelerle aşk yaşadığını dile getiren yazar, bu aşkını ilk kitabı olan Aylardan Aşk’ta okuyucularla paylaşmak üzere yolculuğuna başlamış ve 2014 Haziran’ında ilk kitabını çıkarmıştır. Aylardan Aşk isimli eseri tüm okurlar tarafından çok beğenilince, hemen ardından ikinci kitabı Aşkı Seçtim’i de piyasa sürmüştür. Şimdi ise bu yolculuğuna, çok beklenen YOLUM AŞKA DÜŞTÜ isimli kitabı ile devam etmektedir.



Yazarımızın Sosyal Medya Hesapları
Facebook - Tık Tık
Facebook Sancaktarlar Serisi - Tık Tık
Twitter - Tık Tık
İnstagram - Tık Tık
Goodreads - Tık Tık









Ateş ve Buz - Aslı Karabulut || Okuma Etkinliği 1.Gün | Yorum

5/21/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - 2 yorum:





Lâl, Pelin ve Miray… Düz yolda yürürken birdenbire uçurumun kenarına gelip uçmaya hazırlanan üç kadın… 
Bu yola çıktıklarında ne içinde yanacakları ateşten ne de buz tutacakları kar fırtınasından haberdardılar. Mert'in acımasızlığı, Kenan'ın sertliği ve Akın'ın can yakan çekiciliğiyle karşılaştıklarında akıllarında sadece aşk vardı ve tek dertleri kalplerini korumaktı.
 İnat ettiler, can acıttılar, tutkuyla seviştiler… Birbirinden farklı hayatlar yaşayan üç çift, dünyanın en eski hikâyesinde buluştular. 
Cennetin ve cehennemin tam ortasında olsa da nihayetinde sadece âşıktılar. 
Alev alev, cüretkâr ve şehvetli bir hikâye…
(Tanıtım Bülteninden)





Künye:
ADI: Ateş ve buz
YAZAR: Aslı Karabulut
YAYINEVİ: Müptela Yayınları
SAYFA SAYISI: 427
FİYAT: t 24,00
GR: 4.23
Yorum:
Merhaba.. Yep yeni bir kitap ve yep yeni bir yorumla geldim.  Sihirli Kitaplar Okuma Etkinliği kapsamında dört blogger Ateş ve Buz'a etkinlik yapıyoruz. Facebook dan etkinlik süresince yaptıklarımızı takip edebilirsiniz.
İlk olarak kitabın kapağına bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Kim yaptıysa ellerine sağlık diyorum. Sade şık ve o kadar asil duruyor ki benim çok ama çok hoşuma gitti.Kesinlikle ciltli kapağı hak eden bir tasarım olduğunu düşünüyorum.Kitabımızda üç çiftimiz var. Miray ve Akın, Kenan ve Pelin, Mert ve Lal. Kızlarımıza bayıldığım kadar erkeklerimizle de çok eğlendim. Bana göre bayanlarımızın karakterleri birbirlerine çok benziyordu ki bu da en yakın arkadaş olma sebeplerinden birisi bence ama gelin görün ki bu kitap da ki adamlar tam bir manyak :) Bayılacaksınız...
Mert çapkın ve acımasız. Kenan çapkın ve sert, Akın çapkın ve çekici hepsine birer tane çapkını yapıştırdım çünkü bu adamların öyle olmaması için hiç bir sebepleri yok.
 Kitabımızın kapağının arkasında koskocaman bir +18 yazısı var o yüzden bu kitabı alırken buna dikkat edin sonra aaa çok abartılı bu kitap erotik demeyiniz uyarıyorum :)Söylemek istediğim bir sürü şey var aslında ama nereden başlasam bilemedim. Kitabın konusu hakkında sadece size çiftlerimizin nasıl tanıştığından bahsedeceğim.Mert ve Lal : Lal bir dergi editörü ve Mert gibi başarılı bir iş adamıyla zor da olsa bir röportaj randevusu almayı başarır. Fakat aksi adamımız kesinlikle fotoğraf çekimine razı gelmeyince Lal bir türlü ikna edemez ve işi yapmaktan vazgeçer. 
Patronunun baskısıyla bu işi nasıl çözeceğini düşünürken Mert'ten ilginç bir teklif gelir. 7 gün boyunca ne zaman nerede ve hangi saatte isterse Mert ile yemek yemek zorundadır. İlk önce bu teklifi reddetse de Lal altta kalmayı kendine yediremediği bir durumdan dolayı mecburen kabul eder ve çiftimiz tutkulu yedi günü de böyle başlar. Tabi ki sonrasında kopan fırtınaları da siz okuyacaksanız :) 
Bu çiftimiz beni en çok hüzünlendiren çift oldular.Kenan ve Pelin : Pelin yurt dışından döner dönmez aile şirketinde çalışmak istemediği için çok sevdiği amcasının önerdiği iş üzerine ilk görüşmesine geç kalarak gidince Kenan'ın tersliğiyle karşılaşır. Adamla ilk görüşmesinde hem geç kalmanın utancını yaşarken birde panik atak geçirince bu işi yapamayacağını anlar ama Kenan ondan daha ilk anda etkilenmiştir ve Pelini ertesi gün görüşmeye çağırdığında Pelin eline geçen fırsatı kaçırmaz ve işe başlar. Aynı iş yerinde Pelinin Kenan'ı baştan çıkarmaya çalışması Kenan'ın işini dahada zorlaştırır.
Adam kendini ondan uzak tutmaya çalıştıkça Pelin buna fırsat vermez ve bir yerden sonra Kenan da kendini tutamaz zaten. En erken tanışıp en geç kavuşan çiftimiz onlar bence. Her ne kadar yan yana okusak da aşık bir çift olarak geç okuduk ama tabi ki ilk başlarda sevgili olmamaları onların birbirlerini delirtmediği anlamına da gelmiyor :)
Bana göre en duygusal çiftimizdi.
Akın ve Miray : Akının gece klubünde sarışın bir hatunu etkilemek için tenis oynadığını söylemesiyle tenis dersi almak zorunda kalınca bizim sevgili hocamız Miray'la tanışır. Önceleri çiftimiz birbirlerine laf sokmakla o kadar meşgul olsalar da bir gece Miray Akının gece klubüne gidip de orada karşılaştıklarında her şey bir anda değişir. Akının başından aşağıya içki bardaklarını dökünce Akın ve arkadaşları bir iddaa ya girer. Anlaştıkları sürede eğer Miray'ı yatağa atamazsa kaybedecektir. Akın iddaa uğruna ikna etmeye çalıştığı kıza aşık olunca iş işten geçmiş birlikte oldukları gecenin sabahında Miray öğrenip Akını terk etmiştir.Ama asıl güzel tarafda bundan sonra başlar çünkü Akın aşkını anlatana kadar Miray'ın ona çektirecekleri vardır.
Kitabın en eğlenceli çiftide onlardı bence :)
Kitap tarzının en başarılı kitabı bence.Çoğu yazarımızın yazdığı küçücük bir sevişme sahnesinde bile kısmen bana itici gelen şeyler olmuşken -bir kaç yazarımı ayırıyorum bu konuda-  bu kitabın bana itici gelmemesine şaşırdım. Yazarın kalemine BAYILDIM. O kadar akıcı bir anlatımı varken bir bakmışım yarısındayım bir bakmışım bitmiş.Ben kitabı okurken okuduğum erotik sahneler kadar aşkı da gördüm. Bu öyle duygusuz pasif bir şey değil. Bu kızlar ve adamlar aşık ve her hareketinde yazar bunu size hissettirecek.
Bence yabancı yazarların çoğuna taş çıkartacak bir kitap.Çekin Türk isimlerini kitaptan ekleyin yabancıları alın size yabancı kitap çünkü gerçekten iyi evet ama bu sakın yabancı yazarlara özenmiş gibi düşünülmesin ben hiç bir özenti göremedim demek istediğim sadece onlar kadar iyi olduğu.
Tabi bir kez daha söylüyorum bu tarz okuyan ve okumayı sevenler için ideal bir kitap.Ben tarz ayırt etmediğim için benim için sorun yok her kitabı tereddütsüz okurum :) ve kitap sayfa sayısı o kadar idealdi ki hiç ama hiç sıkılmadım.Ayrıca keşke hep kitaplarda bir kaç çiftimiz anlatılsa o kadar hoşuma gitti ki farklı hayatlar farklı hikayeler okumayı. Her bir çiftin her bir karakterin aşkı nasıl yaşadığını okumak çok daha güzel geldi bana. Yazarımızın wattpad hikayelerinin de sürekli bir takipçisi olarak söylemek istiyorum ki kalemi tek kelimeyle harika. Ayrıca Ateş ve Buz için söylediğim gibi tek hikayede birden fazla karakterin hayatlarını okumak çok hoşuma gitti. Yazarımızın bu tarzını hiç bozmamasını diliyorum. Daha nice kitaplarını da okuruz umarım. Her ne kadar wattpadden takip ediyor olsam da elime alıp okumak istediğim bir sürü hikayeye sahip yazarımız. Umarım alıntıları da beğenirsiniz.Baya uzun bir yorum oldu artık bitiriyorum ve son olarak da kısaca kitap hakkında söylemek istediğim tek bir şey var,
Muhteşem bir aşk ve şehvet hikayesi okuyacaksınız.

Etkinlik süresinde 2 kişiye Ateş ve Buz hediye ediyoruz. Bir tanesi facebook üzerinden bir diğeride bloglarımız üzerinden.Katılmayı unutmayın..
Puanım:



a Rafflecopter giveaway