Subscribe

YORUM & ALINTILAR: KALBİMDEKİ İMZA | DİLAN AK

12/28/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
…Aşkın gerçek aşkla sınanmasına soluksuz şahit olacaksınız.
-L. Müjde Albayrak, Hissiz ve Maske'nin yazarı
En yakın arkadaşının kız kardeşine aşıktır Demir…
Her şeye rağmen onu istiyordur. Onsuz geçirdiği her saniyeyi yaşanmamış sayacak kadar aşıktır genç adam. Onun için dünyanın bir ucuna gitmeye bile razıdır. Bu özlemin bitmesini, yıllardır tek taraflı sürdürdüğü aşkının karşılık bulmasını istiyordur artık. Sevdiği kadının kalbinin bir başkası için atması canını yaksa da, sonuna kadar savaşmaya kararlıdır.
Beş yıl önce annesini bir trafik kazasında kaybeden Fulya'yı ise, yazgısı Ankara'dan Londra'ya bir rüzgar gibi savurmuştur. Yaşamış olduğu yerden uzaklaşma isteği, Kingston Üniversitesi'ne yüksek lisans öğrencisi olarak kabul edilmesiyle birlikte gerçekleşmiştir. Ancak genç kızın bilmediği bir şey vardır. Kendisini gizliden gizliye çılgınca seven ve aşkı uğruna her şeyi geride bırakıp Londra'ya gelen Demir'in varlığı…
Demir'in yıllarca herkesten gizlediği sırrı su yüzüne çıktığında, her şey ters gitmeye başlar. Genç kızın karşısında yaralı, umudunu yitirmiş, güçlü olmak için direnen bir adam vardır. Ama Fulya'nın kalbi bir başkasına aittir. Ta ki sevdiği adamın ona yaşattığı büyük acıya kadar…
"Ellerim o güzel yüzüne dokunmak, burnum tatlı kokusunu içine çekmek, dudaklarım dudaklarıyla buluşmak istedi. Ama sadece istemekle kaldı. Bir kez daha bu denli isteyip ona dokunamamak yeni bir acı daha ekledi yüreğime. Acıların en ağırı, katlanılması en güç olanı..."
Merhabalar, benim canım böceğimin kitabının yorumuyla karşınızdayım. Kitabın uzun bir arka kapak yazısı var bu yüzden ben detay vererek konusuna girmeyeceğim.
Öncelikle canımın içine sonsuz başarılar diliyorum. Daha nice nice kitaplarını elimize alırız inşallah. Ona bir çok konuda teşekkür ederim çünkü şuan Aşk Büyüsü elimdeyse onun bu konuda büyük katkısı var. Dilan'ın sıkıştırmasıyla yazmaya başladım ve yine onun gazıyla paylaşmaya başlamıştım. Sonra bir baktık ki ikimizin hikayeleri de kitap olmuş. Onu çok sevdiğimi bir kez daha buradan söylüyorum ve kitaba geçiyorum.
Kalbimdeki İmza da iki erkeğimiz birde kızımız var. Genel olarak okuduğum yorumlar Fulya ve Aras'dan nefret edenler ve Demir'e aşık bir sürü okuyucuya aitti. Sanırım bende bir sorun var çünkü ben kitap hakkında bam başka şeyler düşünüyorum.
Kitap bana göre bir aşk üçgeni değildi ben o gözle bakamadım. Fulya ve Aras birbirlerine aşık bir çift Demir ise uzun zamandır Fulya'ya karşılıksız aşık. Bana göre klasik kitaplarda olan erkeklerden birinin kötü karakter olması daha sonra da bir anda kızın gözlerinin açılıp diğer adama aşık olması gibi klasik bir kurgusu olmamasına çok ama çok sevindim. Ben Demir'i çok sevdim evet ama aynı şekilde Arası'da sevdim ve Fulya'yı da... Neden mi? Tek tek açıklamak istiyorum.
Aras, kitabın başından sonuna kadar neredeyse vardı. Evet sonlarda daha az olsa da yine bir şekilde dahildi ve yan karakter değil benim için oda ana karakterdi. Fulya'yı gerçekten çok sevdiğini düşünüyorum ve her ne kadar çoğunluk ondan nefret etse de ben etmedim. Kızdım mı evet ama yinede Aras benim sevdiğim karakterlerdendi. Şöyle düşünüyorum yaptığı doğru muydu? elbette değil ama Fulya'nın malum konuda nasıl karar verme yetkisi varsa aynı şekilde Aras'ın da kendi kararları vermesini mantıksız bulmuyorum. Yani kısaca kızdım mı evet ama sadece bir konuda onun dışında baştan sona Arası çok sevdim. (Spoi vermeden ancak bu kadar)

Gelelim Fulya'ya, yine aynı şekilde Fulya dan da nefret edenler birliği gördüm. Neden diye sorasım var. Gözlerini neden açıp Demir'in yaptıklarını görmüyor diye isyan edildi ama neden görsün ki. Kitabın başında belli bu kız Aras'a deli gibi aşık tabii ki sevdiği adama inanması onu istemesi çok normal. Bu konuda neden kızılır ki Fulya'ya. Asıl bir anda Demir'i isteseydi ben kızdan şüphe ederdim. Hani büyük aşk bir anda nereye gitti diye.

Ve Demir, ben ona güzel seven adam diyorum. O kadar içten ve güzel sevdi ki gördüğüm en fedakar aşık Demir'di benim için. Uzaktan sevmek, sevdiği kadına uzaktan sahip çıkmak ve bunu dile getirişi çok güzeldi. Ağzından dökülen her bir cümle de aşık oldum adama. Demir hem sağlam duruşlu hem de son derece duygusal bir karakterdi. Yapmacık olmayan bir karakter olmasından dolayı sevdim ben daha çok.
Aşağıdaki bakışı gördünüz mü? Benim kalbim tekliyor ya sizin :)

Aslında hepsi öyle. Gerçek gibi hissettirdiğinden hepsini sevdim.Hemen toparlayacağım. Kitap yine söylüyorum benim için aşk üçgeni değildi. Bana göre birbirlerini sınayan insanların hikayesiydi. Demir karşılıksız aşkıyla, Fulya ölümsüz aşkıyla, Aras ise ona fazla gelen aşkıyla sınandı bence. Hayat onları nereye sürüklerse oraya gittiler. Ve olması gereken her şey, yaşanması gereken her şey yaşandı ve çekilen acılar yapılan hatalar onları bir araya getirdi.
Sonunda mutlu oldularsa bunları yaşadıkları için pişmanlık duymadılarsa bence bu kitapta kötü ya da sevilmeyecek karakter yok.
Ben kitabı severek okudum. Kalbimdeki İmza'da ki her bir karakterin yaşadığı olayları hissederek okudum. Sonunda mutlu son olduğunda bile sevdiğim bir nokta var ki Fulya'nın sağlam duruşu. Hisleri öyle çabuk kaybolan bir şey değildir. Birine aşık olursun seni üzer belki ama aşıksındır. Sonra hayatına ondan daha iyi biri girer ve sen onu da seversin. Ama aşk bir anda yerini başkasınca bırakacak cinsten bir duygu değildir ve Fulya'nın da bunu unutmaması hoşuma gitti. Belki zamanla unutacak ama bir anda değil. Demir'i zamanla sevmesi, Aras'ı zamanla unutması çok doğruydu. O yüzden herkes kızarsa kızsın ben bu kızı seviyorum. Aras'ı da seviyorum tabii Demir'e bir tık daha aşık olmuş olabilirim ama hepsini sevdiğim gerçeğini değiştirmiyor bu.
Ha birde Yiğit ve Yasemin var. Onları daha fazla merak ediyorum nedense. Özellikle Yiğit'i :)
Ben kitabı bu gözle bakarak okudum ve kendimi daha mutlu hissediyorum. Umarım sizde çok severek okursunuz.
 Binlerce alıntı çıkarmışım resmen ama içlerindne sadece 12 tanesini sizlerle paylaşıyorum. Sadece Demir ve Fulya'dan değil Aras, Demir ve Fulya'dan alıntılar var bilginize :D




YORUM: LEO | MIA SHERIDAN

12/25/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Kitap Tanıtımı
Evie ve Leo daha çocuk yaşta, koruyucu ailelerinin yanındayken tanışmış ve bir arkadaşlık bağı kurmuşlardı. Büyüdükçe, arkadaşlıkları aşka dönüşmüş ve onsekiz yaşına geldiklerinde, artık koruyucu aile sisteminin bir parçası olmadıkları zaman birlikte bir hayat kurmaya söz vermişlerdi. 
Leo, beklenmedik bir şekilde ergenlik çağında evlat edinildiğinde, başka bir şehre taşınmıştır, fakat giderken Evie’ye yeni evine taşınır taşınmaz iletişime geçeceğine ve onun için kısa süre içinde geri döneceğine söz verir. 
Şimdi sekiz yıl sonra, tüm zorluklara rağmen, Evie kendine bir hayat kurmuştu. Bir işi vardı. Arkadaşları vardı. Hayatından memnundu. Ve sonra, bir anda bir adam ortaya çıkar ve kayıp aşkı Leo’nun kendisini gönderdiğini söyler. Aralarındaki çekim inkar edilemez. Fakat Evie, bu yakışıklı yabancıya güvenebilir mi? Ya da bu yabancı, Leo ile bağlantısını, yıllar önce onun kaybolmasının gerçek nedenini gizleyebilmek için mi sır gibi saklıyor?
Merhaba, harika bir kitabın yorumuyla karşınızdayım.
Mia Sheridan'ı Başka Dilde Aşk kitabıyla ve Yabancı Yayınları farkıyla tanımıştık. Başka Dilde Aşk yorumum için lütfen tık tık
Gelelim kitabımıza. Leo ve Evie ile birlikte aşkı önce çocuk saflığında sonra onların acısında ve mutluluğunda bulacağımız bir bir kitap. Hayatta herkes ikinci şansı olsun ister bazı konularda işte tamda bu kitap ikinci şansların güzelliğini anlatan bir kitap olmuş. Küçük yaşta başlarına gelen onca olaydan sonra birbirlerini bulan Leo ve Evie o yaşların verdiği mutlulukla birbirlerine sahip çıkarlarken bir yanda da yine yaşlarının kaldıramayacağı bir ayrılık yaşarlar.
“O, bana uyanık olmayı sevdiren çocuktu, çünkü nihayet gerçekler rüyalarımdan daha güzeldi.”
 İkisi de aynı koruyucu ailenin çatısı altındayken gayet mutlu olsalar da bir gün gelir ve o yaşta bir çocuğun evlatlık alınması zor gibi görünse de Leo evla edinilir. Leo'nun gitmek zorunda kalmasıyla hayal kırıklığın ağrayan Evie bir yandan ailesi olacağı için onun için sevinse de diğer yandan onsuz ne yapacağını bilemez. Ama Leo gitmeden önceki gece Evie'ye ilk öpücüğünü verir ve o gece bir sözde verirler.
"Seni öpeceğim Evie ve bunu yaptığımda benim olduğun anlamına gelecek. Birbirimizden ne kadar uzakta olduğumuz umurumda değil. Sen. Benimsin. Seni bekleyeceğim. Seninde beni beklemeni istiyorum. Başka kimsenin sana dokunmasına izin vermeyeceğine dair bana söz ver. Kendini bana, sadece bana saklayacağına dair bana söz ver."
 Leo 18 yaşını doldurduğunda Evie için geri gelecektir ve Evie'de onu beklemeyecekti.
Kitabı buraya kadar geçmişe dönük okuyoruz ama sonra 8 yıl sonraya yani şimdiki zamana geldiğimizde Evie'nin ağzından devam ediyor ama ortalıkta Leo'dan eser yok ne yazık ki.
Evie kendi ayakalrı üzerinde durmayı başarmış güzel bir genç kadındır. Düzenli hayatında son zamanlarda fark ettiği bir şey olmaya başlayınca Evie ne yapacağını bilemez. Gizemli bir adam tarafından takip edildiğini fark etmesi de uzun sürmez tabii. Üstelik bu adam oldukça yakışıklı biriyse.
Adamı gafil avlayan Evie olur ve Jack ile tanışırlar. Şimdi Jack'te kim diye sormayın hayatta söylemem. Leo Evie'ye göz kulak olması için bu adamı gönderir sebeplerini tabii ki siz okuyacaksınız.
"Öpücükleri bu dünyaya olan dayanağım, varlığımın ana sebebi haline gelmişti."
Genel olarak düşünceme gelirsek eğer, daha başından kitapla ilgili gelişmeleri neler olacağını tahmin edebiliyorsunuz. Yani kitabın ismi Leo olunca bunu anlamamak pek mümkün değil. Ama bu kitabı kesinlikle daha az çekici kılmıyor. Bazı olaylar biraz hızlı ilerlemiş gibi geldi bana diğer yönden baktığımda da bu normal diye düşündüm. Spoi vermemek için kendimi parçalıyorum şuanda o yüzden fazla anlatamıyordum da. Leo'nun başına gelenler benib iraz şaşırttı . Bu kadarını beklemiyordum diyebilirim.
"Sana sonsuza kadarın sadece bir kelime, sonsuz bir zaman dilimi ölçümü olmadığını, kalbine sonsuza kadar değer vereceğim bir yer olduğunu kanıtlayacağım."
Kısaca kitap güzeldi. Evet tahmin edilebilir bir kitaptı ama sanırım bu yazarın ilk kitabıymış. O yüzden bence bunlar göz önünde tutulduğunda son derece güzel bir kitap çıkıyor meydana.
Ama yine şunu söylemeden geçemeyeceğim evet severek okudum çok da hoşuma gitti kitap ama benim için bir Archer olamadı. Ah Başka Dilde Aşk kesinlikle unutulmaz bir kitaptı.

KGBT 20.TUR || YORUM & ALINTILAR: ÇAPKIN DÜŞLER | CHRISTINE BELL

12/25/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Bir çöpçatanlık şirketinin sahibi olan Grace Love, eski erkek arkadaşının kalbinde açtığı yaraları, müşterilerine ruh eşlerini bulmalarında yardım ederek sarmaya çalışmaktadır. Ortağı Serena'nın desteğiyle yeni ilişkilere yelken açmaya çalışsa da, aslında kendini güvende hissettiği tek yer, komşusu Trick'in yanıdır. Ancak birçok insana ruh eşini bulmuş olan Grace, Trick gibi bir çapkının ona istediklerini veremeyeceğinin farkındadır.
Trick Mathews, Grace ile tanıştığından beri kazanova hayatına bir son vermiştir. Ancak tüm çekiliciliğine ve yakışıklılığına rağmen, Grace onu bir türlü fark etmiyordur. Onun dikkatini çekebilmek için tehlikeli bir plan yapan Trick, kendine sahte bir kimlik yaratır ve Grace'i kendine âşık etmeye çalışır. Oldukça masum duygularla ortaya çıkan bu plan, ya Grace'in korkularını güçlendirip onu Trick'ten uzaklaştıracaktır ya da kırılmış kalbini onarıp yeniden âşık olmasını sağlayacaktır.
Herkese merhaba,
Güzel bir kitabın turuyla daha karşınızdayız. Bugün turumuzun son günü ve yorum sırası da bende. Artık benim Nemesis Kitap takıntımı bilmeyen kalmamıştır diye düşünüyorum. Hayat kurtaran ve beni neşelendiren kitapların çoğu benim için Nemesis Kitap da. Kitabımızdan azıcık bahsedecek olursak.
Grace'in arkadaşıyla ortak işlettiği bir çöpçatanlık şirketi var. Kendi ilişkilerinin ne kadar başarısız olduğunu düşünürsek başkaları için ruh ikizlerini bulmak Grace için bir başarı. Son erkek arkadaşı tarafından fazlasıyla yıpranan Grace kendini tamamen aşka kapatır ve işine adapte olur.
Trick, Grac'in karşı komşusu ve aynı zamanda en yakın arkadaşı. Grace adamı her gördüğünde farklı şeyler hissetse de bunu görmezden gelir. Arkadaşlıklarının bozulmasını da istemez. Üstelik Trick'in onda karşı bir şeyler hissetmediğinden emindir. Ama bilmediği şey adamın onu gördüğü ilk andan beri aşık olması.
Grace, Trick'in bir çok kez çapkınlığına şahit olduğundan ondan uzak durmanın ve arkadaş olmanın en güvenli yol olduğuna karar verir. Ama Trick'in planı bu değildir maalesef.
Daha fazla dayanamayan Trick bir şekilde Grace'le ikisinin birbirleri için yaratıldıklarına inandırmak zorunda olduğunu düşünür ve kendince masum olduğuna inandığı bir plan yapar. Grace'in müşterilerinden birinin düzenlediği partiye başka bir kılıkla gider ve Grace ile tanışır. 
İşler bundan sonra daha karmaşık bir hal alır. Karanlık yerlerde buluşmalar, her ne kadar Grace asla yapmam dese de adamın yüzünü tam anlamıyla görmeden onunla geçirilen vakitler başlar.
Tabii sonunda Trick'le aralarında bir şeyler olduğunda adam ona daha açılamadan olaylar sarpa sarar.
Kitabın kısa olması sizin aldatmasın bence çok eğlenceli bir kitap. Yazarın tüm kitaplarını okumuş biri olarak kalemini ve tarzını çok seviyorum.
Güzel ve eğlenceli bir aşk hikayesi Çapkın Düşler. Çiftimizi çok sevdim tabii Trick'i daha fazla sevmiş olabilirim. Adam polis, ah hem de ne polis ama, gözlerinizden kalpler çıkartmayı sağlayan bir polis.
Akıcı ve son derece eğlenceli bir kitap. Romantik komedi tarzında kitaplar seviyorsanız kesinlikle Çapkın Düşler ve yazarın diğer kitaplarına bir göz atmalısınız.
Tur boyunca paylaştığımız tüm alıntılarımızı aşağıda topladık, bir göz atabilir siniz.









YORUM: KÜL - SHANI PETROFF & DARCI MANLEY

12/23/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Kader önceden belirlendi. Yönetim tarafından sıkıca kontrol ediliyor. Değiştirilemez.
Madden Sumner bir Mor olarak doğdu. Sistemin en yüksek halkası. Kaderi Yediler Bakanı olmak. Dax halkanın alt tabanı olan Kül, bir Renksiz. Kaderinde gerçekleştirmesi gereken hiçbir şey yok. Buna rağmen hayatından vazgeçmiş değil. Statüsünün onu tanımlamasına izin vermeyecek. Dax ve Madden'ın yolları, özgürlüklerini kazanmak için verecekleri mücadelede hiç beklemedikleri bir şekilde birleşecek. Peki, kaderleri için savaşmaya gerçekten hazırlar mı?






 Merhabalar, nasılsınız? Ben bu ara pek kitap okuyamıyorum ne yazık ki, ilk defa canım istemiyor nedendir bilinmez. Ama en son Kül'ü bitirdim ve dedim ki madem okumuyorum hadi bir yorum gireyim bari.
Distopya türünde ki kitaplara ben biraz yabancıyım. Yeni yeni kendileriyle kaynaşıyoruz ve sanırım bu konuda şanslıyım çünkü hoşuma giden beğendiğim kitaplarla başladım.
Kül'den biraz bahsedeyim size. Novella Dinamik'in son harikası bildiğiniz gibi.

Bildiğimiz dünya bir şekilde yok olmuş ve toplumun bir arada kalması için belli kurallar getirilmiş, sınıflandırılmış bir toplumun hikayesini okuyoruz. İnsanlar daha doğar doğmaz kaderleri bir şekilde saptanıyor ve kaderlerinine göre belli bir sınıfa yerleştiriliyor. Bu sınıflar ise renklerle belli edilmiş. Mor, kırmızı, yeşil, sarı, kahverengi, barut rengi ve kül.
Kitabımız iki ana karakterin ağzından anlatılmış ve bence bu çok güzel. Bu sistemde olan bir kitabın tek kişi ağzından olması bence kafa karışıklığına yol açardı. Dax ve Maddie iki ana karakterimiz. Her ne kadar başlarda Dax'i erkek sansam da çok kısa zamanda gördüm ki ikisi de kız.
Kitap da bana en çekici gelen kısımların başına dünyayı kurtaran karakterlerin bir çift olmaması. Yanir bir erkek bir kız farklı kademelerden birbirine aşık olur ve bir anda her şey düzelir. Bu tarz değil ve ana önemli karakterin kadın olması çok hoş bence.
Ayrıca yan karakterlerimiz var hem de bir sürü. Hatta ben bazen onlarla ilgili daha fazla şey öğrenmek için can attığımı itiraf ediyorum.

Başta size gençli kitabı gibi gelebilir ama kesinlikle değil bence türünde gerçekten iyi bir kitap. Ben severek okudum. Kitap sizi merak ettirip içine alıyor, karakterleri seviyorsunuz. Bazı yerlerde duygusallaşıyorsunuz. Ben kitabı severek okudum. Hele bir son vardı gerçekten ne olacak diye meraklanmamak elde değil. 
Başlarda bir kopukluk yaşadım bazı durumları algılamaya çalışırken biraz kafa karışıklığı oldu ama bir kaç sayfa sonra baya güzel ilerlemeye başladı ve sonunda kafanızda her şey yerine oturuyor.
Tabii kitabı sevmemin nedenlerinden biri de çevirmeni. Tuba Özkat'a ait çeviri olur da hiç sevilmez mi?
Kısaca toparlarsak bence türünde gayet iyi bir kitap. Bu tarzın bağımlısıysanız eminim ki çok seveceksiniz. Konu olarak çok değişik ve ilgi çekici. Kitabın iç ve dış tasarımı hakkında diyecek bir şey yok zaten tek kelimeyle harika. Umarım devam kitabı için çok beklemeyiz.
Beni İnstagram da takip etmek için tıklayın. Yeni yıla özel harika bir devam eden yarışmamız var. Kitaplara Dair


KIŞ OKUMA ŞENLİĞİ | 2015 : BENİM LİSTEM

12/23/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - 1 yorum:

Herkese selam :) Sevgili Okuma Köşem blogunun sahibi Buse, aynı zamanda benim çok samimi arkadaşım olur tutturdu kış okuma şenliğine sende katıl diye. Uzun konuşmaların ardından onu kıramadım ve tamam dedim. Kendimden hiç ama hiç umutlu değilim. Liste içinde özel bir çaba harcamadım elimde hala okunmayı bekleyen kitaplardan bir şeyler yerleştirdik. İşte benim listem :) 
KATEGORİLER
1. Yabancı Yayınlarından bir kitap.
(Yabancı Yayınları) Heidi McLAUGHELİN - Sonsuza Kadar Benim "312" (10 puan)
2. İsminde kış mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların güz mevsiminde geçtiği bir kitap.
(Yabancı Yayınları) Charles Sheean Miles - Julia'nın Şarkısı "462" (10 puan)
3. Liseye başladığımız yıl ödül almış bir kitap.
-------- (10 puan)
4. Uzun zamandır listenize alıp bir türlü okuyamadığınız bir kitap. 
(Yabancı Yayınları) Jamie McGuire - Kızıl Tepe "376" (10 puan)
5. Her hangi bir edebiyat ödülüne aday olmuş ama kazanamamış bir kitap.
-------- (10 puan)
6. Yasaklanmış bir kitap.
(Can Çocuk Yayınları) Jose Mauro De Vasconcelos - Şeker Portakalı "200" (10 Puan)
7. Kitap Ağacının aylık okumalarından bir kitap.
-------- (10 puan)
8. Başkasının sizin için seçtiği bir kitap.
(Arkadya Yayınları) Lucy Kevin - Düğün Hediyesi "160" (10 puan)
9. 2015 yılında çıkmış bir kitap.
(Ephesus Yayınları) Aslı Karabulut - Kan Kırmızı "574" (10 puan)
10. Yazarından imzalı bir kitap.
(Mendirek Yayınları) Dilan Ak - Kalbimdeki İmza "488" (10 puan)
11. Bilim Kurgu / Fantastik bir kitap. (10 puan)
(Artemis Yayınları) Jeaniene Frost - Kızıl Damla "432"
12. Siz doğmadan en az 250 yıl önce yazılmış bir kitap.
---------- (10 puan)
13. Hem beyaz perde hemde tiyatro veya müzikal adaptasyonu olan bir kitap.
---------- (10 puan)
14. Türk kadın yazardan öyküler kitabı.
 --------- (10 puan)
15. Romantik türde bir kitap.
(Novella Yayınları) Catherine Bybee - Pazartesi Düğünümüz Var "368" (10 puan)
16. Karakterlerden birinin adının kitaba verildiği bir kitap.
(Yabancı Yayınları) Mia Sheridan - Leo (10 puan)
17. Size hediye gelen bir kitap.
(Novella Yayınları) Emily Snow - Temas "432" (10 puan)
18. 150 sayfadan kısa 4 kitap. (Her biri 5 puan hepsi okunursa +20 puan)
(Yabancı Yayınları) Nils Uddenberg - Kedim ve Ben "136"
(İthaki Yayınları) Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupery "112"
(Arkadya Yayınları) Düğün Dansı - Lucy Kevin "152"
(Arkadya Yayınları) Düğün şarkısı - Lucy Kevin "128"
19. İsminde aynı kelimenin geçtiği 3 kitap. (Her biri 10 puan hepsi okunursa +30 puan)
(Artemis Yayınları) Jeaniene Frost - Mezarın Dibinde "392"
(Artemis Yayınları) Jeaniene Frost - Mezara Mahkum "400"
(Artemis Yayınları) Jeaniene Frost - Mezarın Yüzü "408"
20. Şimdiye kadar hiç okumadığınız 4 yazardan birer kitap. İkisi Türk ikisi yabancı, ikisi kız ikisi erkek olacak. (her biri 10 puan hepsi okunursa +20 puan)
(Ephesus Yayınları) Fatma Erdek - Ben O Değilim "544"
(DEX) Selim Çiprut - ( Duygu Özlem Yücel) Hayatımın Baş rolü olur musun? "356"
(Kanes Yayınları) Laura Dave - Boşanma Partisi "256"
(Feniks Kitap) Corban Addison - Kızgın Kum Bahçesi "479"
21. İsmi bir kelime, iki kelime, üç kelime, dört kelime, beş veya beşten fazla kelime olan kitapları okumak. (her kitap 10 puan hepsi okunursa +40 puan)
(Yabancı Yayınları) Lynne Matson - Ada "440"
(Pegasus Yayınları) Abbi Glines - Tehlikeli İçgüdü "272"
(Artemis Yayınları) Jeaniene Frost - Şimdi Mezar Zamanı "380"
(DEX) Jennifer L. Armentrout - Kime Dokunduğunda Dikkat Et "508"
(Nemesis Kitap) Barbara Wallace - Sen, Ben ve Bir Hafta Sonu "280"
22. Kendinizin belirlediği bir temaya uyan 4 kitap.(her biri 10 puan hepsi okunursa +40 puan)
Artemis Zamanı Teması
Jeaniene Frost - Mezarla Randevu "447"
Jeaniene Frost - tek Ayağı Mezarda "388"
Jeaniene Frost - Sonsuz Karanlık "440"
Jeaniene Frost - Mezardan Uyanan "392"
(Artemis Yayınları)

Not: Listeyi tek tek yazmak iğrenç bir duygu :/


KGBT 20.TUR || ÖN OKUMA: ÇAPKIN DÜŞLER | CHRİSTİNE BELL

12/21/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Çok sevilen bir yazarın turu ile yeniden karşınızdayız. Facebook çekilişimize katılmayı unutmayın TIK TIK
Kitap hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için tadımlık bir ön okuma aşağıda :)


GÖZLERİNDEKİ CANAVAR & RUHUMDAKİ CANAVAR - J.M.DARHOWER || YORUM

11/13/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - 4 yorum:
Ignazio Vitale iyi bir adam DEĞİLDİ.
Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü...
Büyüleyici ve ürkütücü...
İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey...
SAPLANTI.
Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar... Gözlerindeki karanlık ürkütücü ve heyecan vericiydi. O yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti.
Ondan NEFRET etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu SEVMEME engel olmuyordu.

Ben iyi bir adam değilim. Değilim işte. Biliyorum.
İçimde, dünyada en ufak ışık zerresi bile bırakmayacak kadar karanlık var. Ama zarar veremeyeceğim biri var, söndürmeye cesaret edemediğim tek bir ışık...
KARİSSA.
Benim bir canavr olduğumu düşünüyor ve belki de öyleyim. Onu her dokunuşumla ürkütüyor, ruhuna işkence ediyorum. Ama ben tek değilim. Dünya canavarlarla dolu ve en tehlikelileri ben değilim.
Onların yanına bile yaklaşmıyorum.,Tanrı bana yardım etsin ki onu SEVİYORUM.
Seviyorum işte.
Ve Tanrı, onu benden ALMAYA çalışan herkese de yardım etsin.

Herkese merhaba. Ruhumdaki Canavar bitti. Daha önce Gözlerindeki Canavar kitabı için girdiğim yorumumu da alıp tek bir yere toplayayım dedim. O zaman hemen kitaplarımızın yorumlarına geçelim. Bu seriyi okurken stresli bir okuma zamanı geçiriyorum ben nedense, ilk kitapta da böyle olmuştu. Aşırı derecede beğenmeyen olmasına rağmen ben severek okumuştum. Aynı şey yine ikinci kitap içinde geçerli. Kitapların kurgu olduğunun bilincinde olarak okuduğumda çok da takılmıyorum açıkçası. Yaş konusu fazlasıyla olay olmuştu ki bende aşırı yaş farkına bir sürü kitapta karşıyım özellikle Türk kitaplarında ama kurguda bir amaç varsa eğer ki bu kurguda kesinlikle var o yüzden bazı şeyler olması gerektiği gibi ilerliyor ve ben seriden oldukça memnun kaldım.
İlk olarak Gözlerindeki Canavar yorumuyla başlayalım.
"Sana söyledim Karissa. İnsanların içini okurum.Sen, kendini akışa bırakıp rüzgarın seni götürdüğü yere gitmeye meyilli birisin.Bende yere iniş yapacağın uygun bir yer seçtim."
-Vitale
Gözlerindeki Canavar son zamanlarda hızla depar atıp bir sürü kitabı arkada bırakarak ilerleyen bir kitap. Sosyal medyada bloglar da hakkında iyi olduğu kadar kötü de yorumlar alan bir kitap. Peki ben bu kitap hakkında neler düşünüyorum. Hadi başlayalım :)

Esas adamımız İgnazio Vitale kısacası Naz iyi bir adam değil gerçekten kötü kendisi.Fakat bunu sebebi son zamanlarda okuduklarımızdan farklı, kadına manyak gibi davranan adamlar gibi bir tip beklemeyin. Vitale başka çünkü Vital'in bir amacı var.

Son zamanlarda fazlasıyla artış gösteren -ki bence fazla derece arttı- bu tarz romanlar arasında Gözlerindeki Canavar başka konusu sonrada karakterleriyle ilk sıralara yükseldi.
"Vitale... Kısa bir süre önce ona Naz diye hitap etmem konusunda ısrarcı davranmış olsa da adı Ignazio Vitale idi.Ve aklımı başımdan alan, beni elde eden ve eriten kişi Naz'dı. Gerçek Ignazio'yu tanımam uzun sürmemişti ve Vitane ile karşılaştığımda kaçıp gitmek için artık çok geçti."
-Karissa
Başlarda Karissa'nın ağzıyla anlatılan sahneyle başlayan kitapta "nasıl bir manyak bu" diyerek düşüncelere dalıp sonunda "adam haklı" diyerek bitirdim kitabı.Daha kitabı elime almadan hissettiğim şey adamın katil olduğuydu ki pek de haksız sayılmam.

Kızın 18 adamın 38 yaşında olması bana "oha" dedirtmedi değil. Bu kadar da yaşa farkı saçma artık diyordum ki yazar pat diye ona da bir açıklama getirince bu düşünce geldiği gibi de gitti. Çünkü gerçekten yaş farkı olmasının da bir sebebi var ve emininki sizde benim gibi öğrendiğinizde bu durum o kadar gözünüze batmayacaktır.
"Her hangi bir şeyi ortasında bırakıp giden bir adam değilim ben. Eğer biraz daha ileri gidersem, eğer şimdi bırakıp gitmezsem ileride bunu yapmam mümkün değil."
-Vitale
 Kitapta Karissa kendi hislerini bence çok güzel anlatmış.Bir an için kurgu olduğunu unutup sanki gerçekmiş gibi hissettirdi. Ona inanmamak mümkün değildi.
Naz son dönemdeki gibi sevdiğini inkar eden bunu anladığında korkup kaçan kıza kötü davranıp onu uzaklaştıran bir tip değil.Aksine bu adam seviyorsa çatır çatır söyleyen, gidiyorsa eğer peşinden koşup getiren adamlardan.
Aynı zamanda her ne kadar öyle gibi dursa da kitap bana göre kitap erotik romanslardan değil. Evet tabi ki sahneler var ama sanıldığı gibi her dakika bununla yaşamıyorlar.
"Naz karanlık bir girdaptı ve kendimi git gide daha dibe onun uçurumunun derinliklerine çekiliyor gibi hissediyordum."
-Karissa
Cinsellik bu ilişkide de var ama kitap bunlarla dolu değil.Her dakika her ayrıntıya girerek anlatılmıyor yani.Rahatsız olacağınız çok aşırı bir sahne olduğunu düşünmüyorum.
Adamın kıza zor kullanarak sahip olduğu bir bölüm vardı ki bunu sevgiliyken yaptı ve bunu gerçekten hoşuna gittiği için yapması biraz itici geldi ama bu çok da önemli bir şeymiş gibi durmuyor çünkü Naz'ın kıza verdiği bir güvenlik kelimesi var ve eğer Karissa bunu söylerse adam hiç ikiletmeden geri çekiliyor kızda bunu kullanmadığına göre bence o kadar da abartılacak bir sorun yok demektir...
"Seni uyarıyorum. Ben iyi bir adam değilim Karissa ve aslada olmayacağım. Sakın beni düzeltebileceğini ya da bir gün değişebileceğimi düşünme. Öyle bir şey olmayacak. Şunu anlamak zorundasın. Eğer bu iş daha ileri giderse, eğer kalmamı istersen bir gün çekip gitmene izin vermeyeceğim."
-Vitale

"Benden nefret ettiğinin farkındaydım. Bunu görebiliyor, hissedebiliyordum."
-Vitale
Ruhumdaki Canavar bir gecede bitti. ilk kitapta acımasız bir katil falan okuduğunuz düşünüyorsanız hemen toparlanın çünkü katilin gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla bu kitapta görüyoruz üstelik kendi ağzından. Olay yaratan Gözlerindeki Canavardan sonra Ruhumdaki Canavar daha bir olaylıydı.
İlk kitabın sonunda Naz ile birlikte gitmek zorunda olan Karissa hala Naz'ın yanındadır. Sanki başka seçeneği varmış gibi.
"İçim kapkaranlık ama kalbim hala atıyordu."
-Vitale
İlk kitapta ne kadar çok Naz okuduysak burada tamamen Ignazio'yu tanıyoruz. Ne işler peşinde olduğunu nasıl soğuk bir katil olduğunu okuyoruz. Naz'ın Karissa'ya olan sabrını okurken çok eğlendim. Adam kimseye sabır göstermeyen bir katilken Karissa karşısında kendisini parçalarcasına sıkarak sabretmesi takdire şayandı yani.
"Paramparça olmuş görünüyordu ama lanet olası derecede güzeldi. Onun kırık parçalarını birleştirmek istedim. Onu daha da parçalamak istedim."
-Vitale
Bu kitapta biraz Naz'dan soğudum. İlk kitapta evet adam katil falan ama bu kadar detaylı şeyler okumamıştım. Daha çok çiftin arasındaki ilişki ve sonuçlarını okumuştuk ama burada tam tersi. Karissa ve Naz'ı akşamdan akşama gördük resmen.
Ama diğer yandan Naz geçmişte neler yaşadı ailesi kim neden böyle gibi soruların cevapları da ince ayrıntısına kadar bu kitapta. Yineden ikiliyi daha fazla görmek istedim.
"Doya doya yaşamaya.Her saniyesini.Engellediğim, geri ittiğim ve yok saydığım her şeyi.Asla aşık olmamam gereken bir kadına aşıktım.İkimiz geliyorum diyen bir faciaydık."
-Vitale
Naz'ın her zaman çift karakterli gibi görerek okumuştum ama burada tam anlamıyla o kısım açığa çıkıyor. Karissa ile birlikteyken başka bir adam dışarıda başka bir adam. 
Çiftimizin gittiği İtalya tatili kısmına bayıldım. Sanki bambaşka bir adam okumuyormuşum hissi verdi ve Naz'a karşı başlayan soğukluğum yerine gelmeye başladı.
Ama sonlara doğru inanılmaz güzeldi. Naz'ın değişmeye çalıştığı ve feda ettiği şeyleri okurken tek kelimeyle bayılarak okudum.İlk kitapta olduğu gibi burada sa bir bonus sahnemiz var ve sonu Karissa'nın ağzından anlatılıyor. Harika bağlanan bir final olmuş kesinlikle.
"Ona aşık olmuştum.Ve bu, en kötü kabusumdu."
-Vitale
İlk kitapta olduğu gibi burada sa bir bonus sahnemiz var ve sonu Karissa'nın ağzından anlatılıyor. Harika bağlanan bir final olmuş kesinlikle.
Ruhumdaki Canavarı sevmedim diyemem ama bayıldım da diyemem. Kötü değil ama ben ilk kitabı daha çok sevdim. Bunda en çok sevdiğim şey ise Vitale'in ağzından okuyor olmak. Her zaman tek bir karakterden okumayı sevmemişimdir ve böyle değişiklikler güzel oluyor. Özellikle erkek karakterin ağzından okumak daha bir hoşuma gidiyor. İlk kitapta herkesin takıldığı yaş konusu bu kitapta gözümün önüne gelmedi bile. Bence yazarın yazdığı Karissa karakteri sırf kurgu için küçük olmak zorunda olması gerektiği için yazılmış. Onun dışında Karissa yirmilerinin sonunda olan bir kadın gibi davranıyor. Son derece olgun. Bu sebepten beni ilk kitapta rahatsız etmediği gibi bunda da etmedi.
"Mantıksal olarak, onu reddetmem, ondan kaçmam ve bu adamdan mümkün olduğunca uzak durmam gerekiyordu. Ama aşkta mantığa yer yoktur. Aşk. çirkin ve karmaşıktır. Lanet olsun ji aşk hiç bir mantığa sahil değildir. Ve ona aşığım, bu imkansız gibi görünse de. Ona aşığım."
-Karissa
Seri bence olaylı seri. Ya çok sevecekseniz ya nefret edeceksiniz arası yok bu kitaplarda diye düşünüyorum. Ama son derece güzel bit kurguya sahip. Dehşet derece güzel hemde. 
Bir çok kitabı severek okumama rağmen bu serinin kurgusu bence açık ara fark edilebilecek bir konuya sahip. Her karakter dört dörtlük ya da ölünesi bir karakter olmak zorunda değik bence. Kötü karakterlerde kendini okutabiliyor diye düşünüyorum. Adama aşık olmadım bayılmadım ama kurgu sen derece muazzam bir konuya sahip. Adı üstünde kurgu diyorum fazla üzerinde durmamak lazım bence.
Ben seriyi beğendim. Çok akıcı ve çevirisi de güzeldi. Ben hiç sıkılmadan severek okudum. Umarım sizde seversiniz. İlk kitaba puanım 5 olmuştu. Bunda 4 puan verdim arasını bulayım derken serinin puanı 4,5 diyorum. Bol kitaplı günler.


KADINIMIN ŞARKISI - EDA YILDIRIM || YORUM ve ALINTI

11/11/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Oldukça gizemli ve duygularını saklayan bir kadın olan Sea'nın yolu dünyaca ünlü Rock yıldızı Robert Peters ile kesişir. Robert ondan etkilenmeye başladığını keşfettiğindeyse işler sarpa sarar. Çünkü Sea'nın uzun yıllardır bir ilişkisi vardır. Robert, kelimelere dökmese de ona karşı boş olmadığını gösteren kadının her günün sonunda sevgilisinin kollarına gittiğini bilerek yaşamaya çalışır.
"Neden benimlesin? Ya da soruyu yanlış soruyorum; neden onunlasın? Ayrıl ondan ve benimle ol. Beni sevdiğini biliyorum."                  Sea onun düşündüğü gibi basit seçimler yapma lüksü olan bir kadın mıydı? Yoksa verdiği kompleks kararların arasında başka bir sebep mi vardı? Robert, onun geçmişinde yatan sırrı çözebilecek miydi? Amerika'da başlayıp, Avrupa'da devam eden hatta Türkiye'ye uzanan bir masal...
                                                             "Sizi ağlatmak için ne yaptı?"                                                                  "Beni, beni sevdiğine inandırdı."
Herkese merhabalar, Tüyap dönüş yolunda başladığım kadınımın şarkısı dün gece bitti. Kitap hakkında ne söylesem aslında nereden başlasam bilemiyorum ama öncelikle dile getirmek istediğim bir adet Robert istiyorum. Böyle bir hakkım varsa eğer hemen şuanda istiyorum. O nasıl bir erkek karakterdi. Adam okudukça sizi baştan ayağa titreten cinsten bir karakter.
Ha kızımızı da unutmamak gerek hakkını vermek lazım. Kendini anında bir rock yıldızına kaptırmadığı için ve en az Rob kadar baskın ve kendine güvenen bir karakter olduğu için Sea'de benim sayılı da olsa sevilen kadın karakterlerim arasında yerini aldı.
Çiftimiz birlikte bir şarkı söylemek için bir araya gelir. Sea tam bir tiyatro aşığı ve işinde son derece de iyi. Bunun yanında muhteşem bir sese de sahip olması onları bir araya getirdi. Rob yeni vokalistinden daha ilk görüşte etkilenir. Sea hakkında biraz araştırma yaptığında ise kadının uzun yıllardır süren bir ilişkisi olduğunu öğrenmesi Rob için hayal kırıklığıdır ama bu onu durdurmaya yeter mi? tabii ki hayır.
Kimsenin karşı koyamadığı cazibesi Sea üzerinde de beklediği etkiyi yaratır. Provalar, klip çekimleri, konserler derken çiftimiz çoktan birbirlerine abayı yakmışlardır.
Başlarda Sea'nin hayatında biri olması Rob nasıl olurda ikinci adam olmayı kabul eder diye düşünmedim değil. Ama cidden Sea'nin hayatında ki adamın bambaşka bir şekilde patlak vereceğini tahmin etmemiştim. Emin olun Rob'da tahmin edemedi ve olayla bir anda sarpa sarmaya başladı.
Olayların Türkiye ayağına bayıldım. Hiç beklemediğim bir anda kendi ülkemi okurken çok eğlendim. O ana kadar cidden yazarın bir Türk olduğunu unuttuğumu fark ettim. Kitap inanılmaz akıcı ve yazar gerçekten çok ama çok araştırma yapmış diye düşünüyorum çünkü bir an bile saçma yada havada kalan bir sahne okumadım.
Rob'un kıskanç sahneleri, kıza deli gibi bağlanıp onu sahiplenmesi. Sea'nin inadı ve Rob'a karşı koyduğu sahneleri bir tık daha fazla sevdim.
Rob ve Sea'ye bayıldığım kadar yan karakteri de çok sevdim. En çok sevdiğim bir diğer kısım da aralarında ki yakınlaşmanın anında olmaması oldu.
Kitap fazlasıyla ateşli ama bu sanıldığın aksine rahatsız edecek derece değil. Hem üstü kapalı hemde dozu aşılmadan yazılan erotik sahneler çok güzeldi bence.
Yeni kapağı görmeyeniniz kalmıştır. Ben ilk kapağa aşık biri olarak gönlüm hala onda ama tabii ki bu kapak da okunma açısından daha bir elverişli kabul ediyorum. 
Eda ablanın okuduğum ilk kitabı ve beni yazdığı erkek karaktere aşık etti. Anlatımına ve kitabına verdiği özenine bayıldım.
Her şeyi yerli yerinde olan seksi bir rock yıldızının ağzından aşkını okumak istiyorsanız Kadınımın Şarkısı için geç kalmış sayılmazsınız diyorum  ve alıntılarımla sizleri baş başa bırakıyorum.
Bol kitaplı günler :)