Subscribe

GÖZLERİNDEKİ CANAVAR & RUHUMDAKİ CANAVAR - J.M.DARHOWER || YORUM

11/13/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - 4 yorum:
Ignazio Vitale iyi bir adam DEĞİLDİ.
Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü...
Büyüleyici ve ürkütücü...
İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey...
SAPLANTI.
Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar... Gözlerindeki karanlık ürkütücü ve heyecan vericiydi. O yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti.
Ondan NEFRET etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu SEVMEME engel olmuyordu.

Ben iyi bir adam değilim. Değilim işte. Biliyorum.
İçimde, dünyada en ufak ışık zerresi bile bırakmayacak kadar karanlık var. Ama zarar veremeyeceğim biri var, söndürmeye cesaret edemediğim tek bir ışık...
KARİSSA.
Benim bir canavr olduğumu düşünüyor ve belki de öyleyim. Onu her dokunuşumla ürkütüyor, ruhuna işkence ediyorum. Ama ben tek değilim. Dünya canavarlarla dolu ve en tehlikelileri ben değilim.
Onların yanına bile yaklaşmıyorum.,Tanrı bana yardım etsin ki onu SEVİYORUM.
Seviyorum işte.
Ve Tanrı, onu benden ALMAYA çalışan herkese de yardım etsin.

Herkese merhaba. Ruhumdaki Canavar bitti. Daha önce Gözlerindeki Canavar kitabı için girdiğim yorumumu da alıp tek bir yere toplayayım dedim. O zaman hemen kitaplarımızın yorumlarına geçelim. Bu seriyi okurken stresli bir okuma zamanı geçiriyorum ben nedense, ilk kitapta da böyle olmuştu. Aşırı derecede beğenmeyen olmasına rağmen ben severek okumuştum. Aynı şey yine ikinci kitap içinde geçerli. Kitapların kurgu olduğunun bilincinde olarak okuduğumda çok da takılmıyorum açıkçası. Yaş konusu fazlasıyla olay olmuştu ki bende aşırı yaş farkına bir sürü kitapta karşıyım özellikle Türk kitaplarında ama kurguda bir amaç varsa eğer ki bu kurguda kesinlikle var o yüzden bazı şeyler olması gerektiği gibi ilerliyor ve ben seriden oldukça memnun kaldım.
İlk olarak Gözlerindeki Canavar yorumuyla başlayalım.
"Sana söyledim Karissa. İnsanların içini okurum.Sen, kendini akışa bırakıp rüzgarın seni götürdüğü yere gitmeye meyilli birisin.Bende yere iniş yapacağın uygun bir yer seçtim."
-Vitale
Gözlerindeki Canavar son zamanlarda hızla depar atıp bir sürü kitabı arkada bırakarak ilerleyen bir kitap. Sosyal medyada bloglar da hakkında iyi olduğu kadar kötü de yorumlar alan bir kitap. Peki ben bu kitap hakkında neler düşünüyorum. Hadi başlayalım :)

Esas adamımız İgnazio Vitale kısacası Naz iyi bir adam değil gerçekten kötü kendisi.Fakat bunu sebebi son zamanlarda okuduklarımızdan farklı, kadına manyak gibi davranan adamlar gibi bir tip beklemeyin. Vitale başka çünkü Vital'in bir amacı var.

Son zamanlarda fazlasıyla artış gösteren -ki bence fazla derece arttı- bu tarz romanlar arasında Gözlerindeki Canavar başka konusu sonrada karakterleriyle ilk sıralara yükseldi.
"Vitale... Kısa bir süre önce ona Naz diye hitap etmem konusunda ısrarcı davranmış olsa da adı Ignazio Vitale idi.Ve aklımı başımdan alan, beni elde eden ve eriten kişi Naz'dı. Gerçek Ignazio'yu tanımam uzun sürmemişti ve Vitane ile karşılaştığımda kaçıp gitmek için artık çok geçti."
-Karissa
Başlarda Karissa'nın ağzıyla anlatılan sahneyle başlayan kitapta "nasıl bir manyak bu" diyerek düşüncelere dalıp sonunda "adam haklı" diyerek bitirdim kitabı.Daha kitabı elime almadan hissettiğim şey adamın katil olduğuydu ki pek de haksız sayılmam.

Kızın 18 adamın 38 yaşında olması bana "oha" dedirtmedi değil. Bu kadar da yaşa farkı saçma artık diyordum ki yazar pat diye ona da bir açıklama getirince bu düşünce geldiği gibi de gitti. Çünkü gerçekten yaş farkı olmasının da bir sebebi var ve emininki sizde benim gibi öğrendiğinizde bu durum o kadar gözünüze batmayacaktır.
"Her hangi bir şeyi ortasında bırakıp giden bir adam değilim ben. Eğer biraz daha ileri gidersem, eğer şimdi bırakıp gitmezsem ileride bunu yapmam mümkün değil."
-Vitale
 Kitapta Karissa kendi hislerini bence çok güzel anlatmış.Bir an için kurgu olduğunu unutup sanki gerçekmiş gibi hissettirdi. Ona inanmamak mümkün değildi.
Naz son dönemdeki gibi sevdiğini inkar eden bunu anladığında korkup kaçan kıza kötü davranıp onu uzaklaştıran bir tip değil.Aksine bu adam seviyorsa çatır çatır söyleyen, gidiyorsa eğer peşinden koşup getiren adamlardan.
Aynı zamanda her ne kadar öyle gibi dursa da kitap bana göre kitap erotik romanslardan değil. Evet tabi ki sahneler var ama sanıldığı gibi her dakika bununla yaşamıyorlar.
"Naz karanlık bir girdaptı ve kendimi git gide daha dibe onun uçurumunun derinliklerine çekiliyor gibi hissediyordum."
-Karissa
Cinsellik bu ilişkide de var ama kitap bunlarla dolu değil.Her dakika her ayrıntıya girerek anlatılmıyor yani.Rahatsız olacağınız çok aşırı bir sahne olduğunu düşünmüyorum.
Adamın kıza zor kullanarak sahip olduğu bir bölüm vardı ki bunu sevgiliyken yaptı ve bunu gerçekten hoşuna gittiği için yapması biraz itici geldi ama bu çok da önemli bir şeymiş gibi durmuyor çünkü Naz'ın kıza verdiği bir güvenlik kelimesi var ve eğer Karissa bunu söylerse adam hiç ikiletmeden geri çekiliyor kızda bunu kullanmadığına göre bence o kadar da abartılacak bir sorun yok demektir...
"Seni uyarıyorum. Ben iyi bir adam değilim Karissa ve aslada olmayacağım. Sakın beni düzeltebileceğini ya da bir gün değişebileceğimi düşünme. Öyle bir şey olmayacak. Şunu anlamak zorundasın. Eğer bu iş daha ileri giderse, eğer kalmamı istersen bir gün çekip gitmene izin vermeyeceğim."
-Vitale

"Benden nefret ettiğinin farkındaydım. Bunu görebiliyor, hissedebiliyordum."
-Vitale
Ruhumdaki Canavar bir gecede bitti. ilk kitapta acımasız bir katil falan okuduğunuz düşünüyorsanız hemen toparlanın çünkü katilin gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla bu kitapta görüyoruz üstelik kendi ağzından. Olay yaratan Gözlerindeki Canavardan sonra Ruhumdaki Canavar daha bir olaylıydı.
İlk kitabın sonunda Naz ile birlikte gitmek zorunda olan Karissa hala Naz'ın yanındadır. Sanki başka seçeneği varmış gibi.
"İçim kapkaranlık ama kalbim hala atıyordu."
-Vitale
İlk kitapta ne kadar çok Naz okuduysak burada tamamen Ignazio'yu tanıyoruz. Ne işler peşinde olduğunu nasıl soğuk bir katil olduğunu okuyoruz. Naz'ın Karissa'ya olan sabrını okurken çok eğlendim. Adam kimseye sabır göstermeyen bir katilken Karissa karşısında kendisini parçalarcasına sıkarak sabretmesi takdire şayandı yani.
"Paramparça olmuş görünüyordu ama lanet olası derecede güzeldi. Onun kırık parçalarını birleştirmek istedim. Onu daha da parçalamak istedim."
-Vitale
Bu kitapta biraz Naz'dan soğudum. İlk kitapta evet adam katil falan ama bu kadar detaylı şeyler okumamıştım. Daha çok çiftin arasındaki ilişki ve sonuçlarını okumuştuk ama burada tam tersi. Karissa ve Naz'ı akşamdan akşama gördük resmen.
Ama diğer yandan Naz geçmişte neler yaşadı ailesi kim neden böyle gibi soruların cevapları da ince ayrıntısına kadar bu kitapta. Yineden ikiliyi daha fazla görmek istedim.
"Doya doya yaşamaya.Her saniyesini.Engellediğim, geri ittiğim ve yok saydığım her şeyi.Asla aşık olmamam gereken bir kadına aşıktım.İkimiz geliyorum diyen bir faciaydık."
-Vitale
Naz'ın her zaman çift karakterli gibi görerek okumuştum ama burada tam anlamıyla o kısım açığa çıkıyor. Karissa ile birlikteyken başka bir adam dışarıda başka bir adam. 
Çiftimizin gittiği İtalya tatili kısmına bayıldım. Sanki bambaşka bir adam okumuyormuşum hissi verdi ve Naz'a karşı başlayan soğukluğum yerine gelmeye başladı.
Ama sonlara doğru inanılmaz güzeldi. Naz'ın değişmeye çalıştığı ve feda ettiği şeyleri okurken tek kelimeyle bayılarak okudum.İlk kitapta olduğu gibi burada sa bir bonus sahnemiz var ve sonu Karissa'nın ağzından anlatılıyor. Harika bağlanan bir final olmuş kesinlikle.
"Ona aşık olmuştum.Ve bu, en kötü kabusumdu."
-Vitale
İlk kitapta olduğu gibi burada sa bir bonus sahnemiz var ve sonu Karissa'nın ağzından anlatılıyor. Harika bağlanan bir final olmuş kesinlikle.
Ruhumdaki Canavarı sevmedim diyemem ama bayıldım da diyemem. Kötü değil ama ben ilk kitabı daha çok sevdim. Bunda en çok sevdiğim şey ise Vitale'in ağzından okuyor olmak. Her zaman tek bir karakterden okumayı sevmemişimdir ve böyle değişiklikler güzel oluyor. Özellikle erkek karakterin ağzından okumak daha bir hoşuma gidiyor. İlk kitapta herkesin takıldığı yaş konusu bu kitapta gözümün önüne gelmedi bile. Bence yazarın yazdığı Karissa karakteri sırf kurgu için küçük olmak zorunda olması gerektiği için yazılmış. Onun dışında Karissa yirmilerinin sonunda olan bir kadın gibi davranıyor. Son derece olgun. Bu sebepten beni ilk kitapta rahatsız etmediği gibi bunda da etmedi.
"Mantıksal olarak, onu reddetmem, ondan kaçmam ve bu adamdan mümkün olduğunca uzak durmam gerekiyordu. Ama aşkta mantığa yer yoktur. Aşk. çirkin ve karmaşıktır. Lanet olsun ji aşk hiç bir mantığa sahil değildir. Ve ona aşığım, bu imkansız gibi görünse de. Ona aşığım."
-Karissa
Seri bence olaylı seri. Ya çok sevecekseniz ya nefret edeceksiniz arası yok bu kitaplarda diye düşünüyorum. Ama son derece güzel bit kurguya sahip. Dehşet derece güzel hemde. 
Bir çok kitabı severek okumama rağmen bu serinin kurgusu bence açık ara fark edilebilecek bir konuya sahip. Her karakter dört dörtlük ya da ölünesi bir karakter olmak zorunda değik bence. Kötü karakterlerde kendini okutabiliyor diye düşünüyorum. Adama aşık olmadım bayılmadım ama kurgu sen derece muazzam bir konuya sahip. Adı üstünde kurgu diyorum fazla üzerinde durmamak lazım bence.
Ben seriyi beğendim. Çok akıcı ve çevirisi de güzeldi. Ben hiç sıkılmadan severek okudum. Umarım sizde seversiniz. İlk kitaba puanım 5 olmuştu. Bunda 4 puan verdim arasını bulayım derken serinin puanı 4,5 diyorum. Bol kitaplı günler.


KADINIMIN ŞARKISI - EDA YILDIRIM || YORUM ve ALINTI

11/11/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Oldukça gizemli ve duygularını saklayan bir kadın olan Sea'nın yolu dünyaca ünlü Rock yıldızı Robert Peters ile kesişir. Robert ondan etkilenmeye başladığını keşfettiğindeyse işler sarpa sarar. Çünkü Sea'nın uzun yıllardır bir ilişkisi vardır. Robert, kelimelere dökmese de ona karşı boş olmadığını gösteren kadının her günün sonunda sevgilisinin kollarına gittiğini bilerek yaşamaya çalışır.
"Neden benimlesin? Ya da soruyu yanlış soruyorum; neden onunlasın? Ayrıl ondan ve benimle ol. Beni sevdiğini biliyorum."                  Sea onun düşündüğü gibi basit seçimler yapma lüksü olan bir kadın mıydı? Yoksa verdiği kompleks kararların arasında başka bir sebep mi vardı? Robert, onun geçmişinde yatan sırrı çözebilecek miydi? Amerika'da başlayıp, Avrupa'da devam eden hatta Türkiye'ye uzanan bir masal...
                                                             "Sizi ağlatmak için ne yaptı?"                                                                  "Beni, beni sevdiğine inandırdı."
Herkese merhabalar, Tüyap dönüş yolunda başladığım kadınımın şarkısı dün gece bitti. Kitap hakkında ne söylesem aslında nereden başlasam bilemiyorum ama öncelikle dile getirmek istediğim bir adet Robert istiyorum. Böyle bir hakkım varsa eğer hemen şuanda istiyorum. O nasıl bir erkek karakterdi. Adam okudukça sizi baştan ayağa titreten cinsten bir karakter.
Ha kızımızı da unutmamak gerek hakkını vermek lazım. Kendini anında bir rock yıldızına kaptırmadığı için ve en az Rob kadar baskın ve kendine güvenen bir karakter olduğu için Sea'de benim sayılı da olsa sevilen kadın karakterlerim arasında yerini aldı.
Çiftimiz birlikte bir şarkı söylemek için bir araya gelir. Sea tam bir tiyatro aşığı ve işinde son derece de iyi. Bunun yanında muhteşem bir sese de sahip olması onları bir araya getirdi. Rob yeni vokalistinden daha ilk görüşte etkilenir. Sea hakkında biraz araştırma yaptığında ise kadının uzun yıllardır süren bir ilişkisi olduğunu öğrenmesi Rob için hayal kırıklığıdır ama bu onu durdurmaya yeter mi? tabii ki hayır.
Kimsenin karşı koyamadığı cazibesi Sea üzerinde de beklediği etkiyi yaratır. Provalar, klip çekimleri, konserler derken çiftimiz çoktan birbirlerine abayı yakmışlardır.
Başlarda Sea'nin hayatında biri olması Rob nasıl olurda ikinci adam olmayı kabul eder diye düşünmedim değil. Ama cidden Sea'nin hayatında ki adamın bambaşka bir şekilde patlak vereceğini tahmin etmemiştim. Emin olun Rob'da tahmin edemedi ve olayla bir anda sarpa sarmaya başladı.
Olayların Türkiye ayağına bayıldım. Hiç beklemediğim bir anda kendi ülkemi okurken çok eğlendim. O ana kadar cidden yazarın bir Türk olduğunu unuttuğumu fark ettim. Kitap inanılmaz akıcı ve yazar gerçekten çok ama çok araştırma yapmış diye düşünüyorum çünkü bir an bile saçma yada havada kalan bir sahne okumadım.
Rob'un kıskanç sahneleri, kıza deli gibi bağlanıp onu sahiplenmesi. Sea'nin inadı ve Rob'a karşı koyduğu sahneleri bir tık daha fazla sevdim.
Rob ve Sea'ye bayıldığım kadar yan karakteri de çok sevdim. En çok sevdiğim bir diğer kısım da aralarında ki yakınlaşmanın anında olmaması oldu.
Kitap fazlasıyla ateşli ama bu sanıldığın aksine rahatsız edecek derece değil. Hem üstü kapalı hemde dozu aşılmadan yazılan erotik sahneler çok güzeldi bence.
Yeni kapağı görmeyeniniz kalmıştır. Ben ilk kapağa aşık biri olarak gönlüm hala onda ama tabii ki bu kapak da okunma açısından daha bir elverişli kabul ediyorum. 
Eda ablanın okuduğum ilk kitabı ve beni yazdığı erkek karaktere aşık etti. Anlatımına ve kitabına verdiği özenine bayıldım.
Her şeyi yerli yerinde olan seksi bir rock yıldızının ağzından aşkını okumak istiyorsanız Kadınımın Şarkısı için geç kalmış sayılmazsınız diyorum  ve alıntılarımla sizleri baş başa bırakıyorum.
Bol kitaplı günler :)




BEKİR - IŞIL'CA || YORUM ve ALINTI

11/09/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Yaşam, Umut Üzerine Kurulan Camdan Bir Dünya...
                                                                           Aşk; Bekir'in kaderine yazılmış bir vuslattı ve savaşmadan bu aşka ulaşamayacaktı. Yıllar boyu sadakatle savaşacak, ruhunun karanlığını aşkıyla aydınlatacaktı... Her şeye rağmen sabırdı aşkı...
Ne geçmişi... ne geleceği... ne umutları yön verecekti hayatına. Dua olacak bir cümle girecekti ailem diyeceği insanlarla karanlık çökmüş öksüz ruhuna...

İyiyim... İyiyiz... Biz hep iyi oluruz...
                       Yıllarca içini kemiren kimsesizliğe, ailem diyeceği, uğruna canını vereceği insanlarda bulduğu sevgi cevap verecekti.

Kan olmak değildi mesele... Mesela can olmaktı...

Herkese merhaba, Tüyap'ı atlattım evime geldim ve yorgunluğumu atmaya çalışıyorum. Gitmeden önce Bekir'i bitirmiş, alıntılarımı hazırlamıştım. Dinlendim ve yorumumla birlikte sizlerle paylaşmak için buradayım. Gelelim kitabımıza.
Duygu, Ali'm dedik ve sonunda yazarımız bizi Bekir'le de kavuşturdu. Darısı Sedat'ın başına.
Kitabın ilk satırlarına bayıldım. Bekir'in ağzından gençlik zamanlarını başına neler geldiğini ve askerde neler yaşadığını okuyoruz. Özellikle askerlikte yaşadıkları çok güzeldi. Dursun, Durmuş ve Sedat'ın orada tanıştıklarını duymuştuk ama detaylarla anlatılmasını ben çok beğendim. Kitaplar birbirinden bağımsız da okunabilir ama ben seri olarak okumanız taraftarıyım daha heyecanlı oluyor bence. 
Bekir, daha genç yaşta dayısı yüzünden pis işlere bulaştırılmış. Bir kere işin içine girdin mi bir daha çıkılmaz düşüncesine de sahip olunca artık geri dönüşü yoktur. Selma ile tanışmalarını hiç böyle tahmin etmemiştim. Tahmin etmediğim bir şekilde olması da ayrı bir hoşuma gitti. Bekir'in kızın peşinden koştuğu sahneleri çok severek okudum.
Ayrıca Sedat ile tanışmalarını da çok beğendim. Büyük aşklar kavgayla başlar cümlesinin aksine büyük dostlukta kavgayla başladı ve Sedat'ın milleti pert ettiği sahneler de çok eğlendim. Ali'im bu kitapta daha bir başkaydı. Her zaman en neşeli adamım olsa da burada Bekir ile yakınlaştıkları sahnede inanılmaz etkilendim.
Durmuş ve Dursun ah bu ikili beni mahvetti. Her kitapta yer almalarına o kadar çok seviniyorum ki. Gelmiş geçmiş en iyi yan karakterler bence. Kitaplara başka bir neşe ve eğlence katıyorlar. Konuşmaları ve bitmez bilmez didişmeleri beni benden aldı yine.
Ve Duygu, ah...
İşte bu sahneler kitabın en can alıcı noktalarıydı. Hep duygunun başına gelenleri üstü kapalı okumuş ona rağmen o kadar etkilenmiştim ama Bekir'in ağzından o anları okurken gözlerim dolu dolu tüylerim diken diken oldu.
Bekir'den bunları dinlerken bu derece etkilendiysem Sedat'dan duyduğum zaman kendimi kaybedeceğim herhalde diye düşünüyorum.
Işıl'ca benim ilk okuduğum Türk yazarlardan. Kalemini gerçekten beğendiğim sayılı yazarlardan oldu kendisi benim için.
Kitabı çok severek okudum. Başka şartlarda olsa  Bekir ana karakter diğerlerinin bu kadar baskın olmasını sevemedim diyebilirdim ama bu kitaplar ve karakterler için böyle düşünüyorum ne yazık ki. Hepsinin bir arada olmasını seviyorum. Sadece Bekir ve Selma'ya odaklanılmasını sevdim. Onlar arka plandamıydı tabii ki hayır bence olması gerektiği kadardı. Zaten biz diğer kitaplarda uzun süre aşklarını birbirlerinden uzakta yaşadıklarını biliyorduk. Bu yüzden ben hepsini bir arada okumaktan zevk aldım. Geçmişte neler olup bittiğini öğrenmekte çok hoşuma gitti.
Ben kitabı severek okudum umarım sizde beğenirsiniz. Hoşuma giden bir kaç alıntıyı da sizlerle paylaşıyorum. 
Unutmadan söylemek istiyorum. Benim ilk kitabın hatalı çıkmıştı ve bunu İndigo'ya bildirdiğimde bir gün sonra kitap ellerimdeydi. İlgilerinden ve müthiş hızlarından dolayı yayınevine kocaman teşekkürler.
Bol kitaplı günler...
 



ÇARPIŞMA - GAİL McHUGH || YORUM

11/05/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - Hiç yorum yok:
Zihni, bedeninin zaten bildiği şeye karşı amansız bir savaş veriyordu. Onu istiyordu… Hem de çok.
Emily Cooper, üniversite mezuniyeti ve annesinin zamansız ölümünden sonra yeni bir başlangıç yapmak için New York’a taşınır. Sevgilisi Dillon Parker da özenli, sevimli ve Emily’nin tam istediği gibi bir erkek olmaya çalışmaktadır.
Karşı konulamayacak kadar seksi, zengin ve adı çıkmış çapkın Gavin Blake, Emily’nin hayatına girdiğindeyse her şey değişecektir. Genç kadın hislerini inkâr etmeye çalışır fakat Bay Uzun Boylu, Esmer ve Yakışıklı onun peşini kolay kolay bırakmayacaktır. Bu beklenmedik karşılaşma Emily’yi hayatını sorgulamaya, arkadaşlıkları yıkıp kalpleri kıracak ve hayatını sonsuza dek değiştirecek bir karar almaya zorlayacaktır…
“Çarpışma olağanüstü bir aşk hikâyesi… Seksi, duygusal ve unutulmaz. Gavin Blake kalbinizi çalacak.”
-A. L. Jackson, New York Times çoksatan yazarı-
“Çarpışma beni ilk satırından etkisi altına aldı, bir daha da bırakmadı. Gail McHugh sizi duygular diyarına götürecek ve bir sonraki kitap için yalvartacak!”
-Tara Sivec, USA TODAY çoksatan yazarı-
“Beni kendine âşık edecek bir kitap dilemiştim… Fazlasını buldum…”
-Maryse’s Book Blog-
“Gail McHugh beni hem altüst eden hem de duygusal girdaplara sürükleyen bir aşk üçgeni kaleme almış. Kendinizi hazırlayın çünkü bu roman içinizi titretecek.”
-E. L. Montes, USA TODAY çoksatan yazarı-

Merhaba, yeni bir yorumla birlikte ben geldim. Kitabı çok ama çok kısa bir sürede bitirdim. Hatta sanırım kendi rekorumu bile kırmış olabilirim diye düşünüyorum. Ama bunun sebebi kitaba bayılmam, aşık olmam, ölüp bitmem gibi çekici sebepler olmadı ne yazık ki.
Kitap okurken hepimiz bazı karakterlere aşık olup bazılarından deli gibi nefret ediyoruzdur mutlaka. Onlara karşı illaki bir kaç duygu besliyoruz sanırım. Ama Çarpışma sanırım beni sinir hastası yaptı. Yahu cinnete gelmeden bu kitabı okuyanınız olduysa lütfen bana yazsın çünkü sabrına gerçekten hayran olduğumu söylemek istiyorum.
Arkadaş, o nasıl bir kadın karakter. O nasıl bir korkak ve saçmalayan bir kadın. Benim sinir hastası olma sebebim. Elime verseler bir kaşık suda öldürürüm dediğiniz bir karakter var mı? Yaşasın! Benim artık var. Kendisi Emily oluyor.
Erkek karakter kitabı tek başına götürdü resmen. Bir karakter beni kitaptan soğuturken bir diğeri beni kendine bağladı. Çok şükür Gavin var diyorum, ne diyim!!!
Arka kapağında da yazdığı gibi Emily üniversiten mezuniyeti ve annesinin ölümünden sonra erkek arkadaşı Dilion -pislik- Parker'ın yaşadığı şehre taşınır. Üniversiteden arkadaşı Olivia ile aynı evde kalan Emily, Dillon'a o kadar bağımlı ki beni delirmekten başka bir işe yaramadı. Tamam kötü şeyler yaşadın kızım da bu nedir ya insan gözünü hiç mi açmaz. Bu kadar mı saf salak olur bir insan da her şeyi herkes görürken bir tek kendisi görmez. Adam tam anlamıyla pisliğin teki.
Dillon dışarıdan dört dörtlük bir erkek arkadaş. Emily'e zor zamanlarında destek olmuş, sevgi dolu yakışıklı, zengin. Bir kızın arayıp da bulamadığı şeyler kendisinde mevcut. Ama şöyle de bir şey var ki, adam kendini o kadar açık etmesine rağmen kızın bunları anlamaması beni delirtti resmen. Emily resmen etrafına at gözlükleriyle bakıyor.
Bu tavrı Gavin Black ile tanışana kadar sürdü. Gavin aşka inanmayan yakışıklı adamımız. Başına gelen şey yüzünden kadınlara hep bir temkinli yaklaşmış ta ki Emily'i görene kadar. Gavin ne istediğini bilen be istediği şeyin peşinden koşan bir adam. Emily ile yolları hiç beklemediği bir şekilde takrar tekrar kesişir ve ikisi içinde birbirlerine karşı koymak neredeyse imkansız hale gelir.
Yakınlaşmaları uzun sürmüyor kaçınılmaz son gerçekleşiyor ama gelin görün ki Emily işte biiz mahvediyor. Daha ne yapabilir dedim ama inanın kadın beni dehşete uğrattı salaklığıyla.
Bir karakter için kitaptan nefret ederken diğeri için çok sevdim. Eğer Gavin bu kadar sevilesi bir adam olmasaydı kesinlikle Emily yüzünden bu kitabı elime almazdım. Kitap öyle bir yerde bitti ki ikincisini merak etmemek elde değil. Neler olacak diye çok heyecanlıyım evet ama aklımda hala Emily'i öldürme planrı da kurduğumu itiraf ediyorum.
Sinirlerinize hakim olabiliyorsanız eğer hemen kitabı okuyun. Sırf Gavin için bile tavsiye ediyorum. Tüm tam puanlar benden Gavin'e ve tabii ki eksilerde Emily'e.
Umudum ikinci kitaba. Umuyorum ki kız biraz akıllanır. Umuyorum ki -lütfen öyle olsun- birazcık kendine güvenir ve ayaklarının üzerinde durup hayatına yön verir. Saf salak tavırları beni çok sıktı. Gerçekten Gavin'in muhteşemliğiyle ilerledi ve tek başına götürdü kitabı adamcağız. O kadar çektiği şeye rağmen, aklımda sürekli keşke başka birine aşık olsa düşünceleri döndü durdu.
Kitaptaki diğer karakteri çok sevdim. Arkadaş çevreleri çok güzel ve fazla abartılmamıştı. Dillon bile bir yerden sonra katlanır bir vaziyet aldı ama Emily alamadı nedense. Umarım ikinci kitapta kendisini azıcık severim. Sevmek istiyorum. Kitabı beklete beklete okumak bu güne nasipmiş. Keşke ikincisi çıktıktan sonra okusaydım diyorum. Belki sinir krizleri geçirmezdim :) Çok fazla uzadı yorum ama yazsam yazasım var daha, kısa kesiyorum artık ve bol kitaplı günler diliyorum.


Okuma Etkinliği #9 || Kuzey Masalı - Zeliha Eren | Yorum

11/05/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - 1 yorum:
Merhabalar, etkinliğimizin son gününde yorum sırası bende.
Kitap elimde biraz uzun süre kaldı. Çoğunluk yoğunluktan kaynaklansa da bana biraz uzun geldi nedense kitap. 
Konu olarak daha önce okumadığım bir şey işlenmiş ve bunu kısımı çok sevdim. Daha önce bu kadar çok ileri teknoloji içeren bir kitap okumamıştım. Bu kısımdan hoşlandım bazen inandırıcılığını yitirecek şekilde olsa da çok gözüme batmadı açıkçası.
Yazarın en çok karakterleini beğendiğimi söyleyebilirim özellikle erkekleri. Çok güzel ve detaylara önem verilerek yazılmış. Karakterin kendine has tavırları akılda kalıcı cinsten ve hepsini kafamda tek tek hayal edebildim okurken.
Gelelim öncelikle Masal'a, yurt dışında doktorasını yapan kızımız oldukça sakar. Biraz fazla sakar diyebilirim hatta. Ailesini görmek için bir süreliğine Türkiye'ye döner ve tabii ve kızın başına gelmeyen kalmaz. Masal'ın çok konuşan hallerini çok sevdim. Her lafa bir cevabı olan karakterler beni hep heyecanlandırmıştır ama az daha sakar olasaydı dediğim sahneler olmadı değil.
Kuzey'e gelince bence kitabın yarısına kadar adamın duruşunu çok beğendim. Zeki bir adam okumak da hoşuma gitti. Kasım kasım kasılan cinsten bir yapısı olmamasına bayıldım. Adam zeki hem de öyle böyle değil. Bilişim İstihbarat'ın gözdesi işine aşık bir adam. Kendisi Masal'a kızıl bela diyor ve gerçekten en uygun lakabı bulmuş adam.
Çiftimizin her şeyi olaylı, karşılaşmaları bir araya gelmeleri kavuşmaları hepsi başka bir karmaşa. Kitap genel olarak çok eğlenceli. Bazı sahneleri inanılmaz severek okudum ve çok eğlendim. Özellikle yan karakterin olduğu kısımları daha bir fazla sevdim diyebilirim. Hep bir aradayken ekip arasında geçen konuşmalar bence kitabın en güzel kısımlarıydı.
Eğlenceli bir film tadında kitap ama biraz uzun bence. Bazı yerler keşke olmasaydı diye düşünmedim değil. Bazı yerlerde cidden merak ettiğimiz şeyler oluyor ve buda kitaba başka bir heyecan katmış. Kuzey ve Masal'ın didiştikleri sahnelerde çok heyecanlıydı. Genel olarak güldüğümüz sahnelerde dolu bir kitap ve eğlenceli şeylerin peşindeyseniz Kuzey Masalı'nı seversiniz diye düşünüyorum.
Kitabımızım ciltli ve cilt rengine bayıldım. Kitapla bu kadar uyumlu bir kapak ve bu kadar uyumlu renkleri daha önce bir kitaba bu kadar çok yakıştırdığımı hatırlamıyorum. Kitap bittikten sonra kapağa bakıyorsunuz ve kesinlikle acayip uyumlu. Birebir yansıtan cinsten. Bölüm geçişlerini de ayrı bir bayıldım gerçekten tasarım harikası olmuş diyebilirim.
Kuzey Masalı konu olarak daha önce okunmamış bir kitap bence ve merak ediyorsanız, farklı bir şeyler peşindeyseniz bir deneyin diyorum. Size bir kaç alıntıda hazırladım. Umarım kitap hakkında fikir edinmenize yardımcı olur.
Bol kitaplı mutlu günler <3







Bir Başka Mavi | Amy Harmon || Yorum ve Alıntılar

11/04/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar - 5 yorum:

Bir Başka Mavi, hiç kimsenin "birisi"olmasının...
alışılmadık bir dostluğun, umudun iyileşmeye
ve kefaretin aşka dönüşmesinin hikayesi.
Blue Echohawk kim olduğunu bilmiyordu. Gerçek adından ya da doğum gününden bihaberdi. İki yaşında terk edilmiş, bir başıboş tarafından büyütülmüş ve on yaşına kadar okul yüzü dahi görmemişti. On dokuz yaşına geldiğinde, yaşıtları üniversiteye ya da yeni hayatlarına doğru giderken, Blue hala lise son sınıftaydı. Annesiz, babasız, inançsız ve kendi bildiğini okuyordu. Ayrıca son derece çekiciydi. Yani, genç bir İngiliz olan ve sorun çıkaranları kanatları altına almaya meyilli ve Blue'yu çözmeye kararlı tarih öğretmenin tam tersiydi.
Aşık olmak, kim olduğumuzu bilmediğimizde zor olabilir. Kim olduğunu ve sizinle neden birlikte olmaması gerektiğini tam olarak bilen birine aşık olmak ise imkansızdır.

Herkese selam. Bir Başka Mavi bitti. Beğendiğim bir kaç alıntımı da hazırladım ve yorumumla bir karşınızdayım. Yazarı bende herkes gibi Teryüz kitabıyla tanıdım. Konu olarak bambaşka bir tarzı olduğuna inandığım kitaplar yazıyor bence. Her ne olursa olsun hep bir duygusal hep bir kırgınlık barından kitaplar. Tersyüz de hissettiğim şeyleri Bir Başka Mavi içinde hissettim diyebilirim. Olayların hep bir buruk noktası var. Mutlu son okuyoruz ama yazar öyle ince bir yerden vurmuş oluyor ki tam anlamıyla deli gibi mutlu olamıyorsunuz.
Blue okuduğunuz tüm kadın karakterlerden daha farklı başına gelenler bir çocuk için çok üzücü şeyler olmasına rağmen Blue dışarıdan bakınca çok güçlü bir profilin parçası. Ama herkesin bir kırılma noktası var değil mi? Blue için de bu nokta yeni tarih öğretmeni Wilson ile gerçekleşiyor.
Wilson kızların aşık olduğu genç yeni öğretmen. Okula geldiği ilk andan beri değişik tarzı ile tüm kızların ilgisini çeker tabii her ne kadar itiraf etmese de Blue içinde bu böyle olmuştur.
Ama anı şey Wilson içinde geçerli. Kitabın ilerleyen kısımlarında bunu onun ağzından da dinliyoruz. Blue'nun karmakarışık hayatından çok etkileneceksiniz. Adım adım ince ince işlenen bir konuya sahip Bir Başka Mavi kalbinizi kırıyor. Üzülüyorsunuz ama kitabın sizi bir yandan da umud ettirmeye yönelik bir tavrı da var. Geçmişten yani Blue'nun küçüklüğünden okumaya başlıyoruz kitabı. Belli bir yere kadarda tahmin edebildiğiniz şeyler oluyor ama sonra işler o kadar farklı boyutlara taşınıyor ki anlatamam. Spoi vermemek için aklımda yer eden konulara deli gibi girmek istesem de girmiyorum ama ikiyüzlü sayfalardan sonra konu çok daha ilginç hale geliyor.
Bir tek finali sevmedim diyebilirim. daha doğrusu eksik gibi geldi. bir on sayfa daha okumak istedim azıcık havada kalmış gibi hissettim.Onun dışında kitap bence güzeldi bir gün de bitirdiğim kitapların arasına Bir Başka Mavi de girdi.
Ayrıca kitabın kapağı çok güzel olmuş. Hele ki orijinal kapağı gördükten sonra bizim ki yanından inanılmaz duruyor bence ve çeviri çok iyiydi. Arzu ablaya ait okuduğum 3 ya da 4. kitap tam hatırlamıyorum ama en sevdiğim çevirmenler arasında yerini çoktan aldı bile.
Yorumum bu kadar umarım sizde severek okursunuz. Sevdiğim bir kaç alıntıyı da sizlerle paylaşıyorum. Güzel bir kitapla güzel bir zaman geçiriyorsunuz bence.
Bol kitaplı günler .


ALINTILAR