Subscribe

Her Güne Bir Öpücük - Rachel Gibson | Yorum

10/14/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar -
Miami'de barmaid olarak çalışan Stella Leon'un hayatı, Beau Junger ile karşılaşınca altüst olur. işini ve evini terk etmek zorunda kalması sorunun sadece bir parçasıdır. Hayatı bir mafya üyesi tarafından tehdit edilmektedir ve onu koruyacak tek kişi Beau'dur.
Beau Junger sadece işini yapıyor ve Stella ile kısa bir süre görüşme planlıyordur ancak verdiği yanlış karar ona pahalıya patlayacaktır. Yalnızlığı seven, özellikle kadınlardan uzak duran Beau, artık Stella'yı canı pahasına korumalıdır.
Hem de her gün...
İçinde bulundukları tehlikeli durum bile aralarında oluşan çekime engel olamaz. Bir süre sonra Beau'nun Stella'yı korumak zorunda kaldığı tek kişi peşindeki mafya üyesi olmaz. Artık onu kendisinden de korumak zorundadır.
Hem de her gün...
Beklenen bir yazarın kitabı çıkıyor ve anca okuyorum. Kendime cık,cık,cık diye uyarıda bulunduktan sonra hemencik kitabıma geçiyorum. 
Kitap klasik Rachel Gibson tarzı tabii ki. Bu yazarın böyle bir yeteneği var bence. Nerede görüp okusam bu kitap kesin ona aittir diyebiliyorsunuz. Aynı zamanda her kitabı bana sanki aynıymış gibi hissettirirken, bir yandan da sevdirerek bambaşka bir şeymiş gibi okutuyor. Enteresan bir durum bence çünkü ben kolay kolay benzer kitapları okumayı sevmesem de kadın bu konuda oldukça başaralı.
Stella bir barmeid, yalnız başına ayakta kalmaya çalışan güçlü kızımız. Beau ise bir asker, hemde deniz piyadesinden. Bundan sonra daha başka ne denir bu adam için bilemiyorum. Tek bir cümlede nasıl ciddi ve otoriter olduğunu görmemek imkansız.
"Ah, Tanrım! Stella onu o kadar çok seviyordu ki bunu kalbini ve ruhunu kemirdiğini ve içini acıttığını hissetmişti."
Beau, ikiz kardeşi -evet bunlardan iki tane var- Black'ın arkadaşının isteği üzerine Stella'yı bulup onu yıllardır görmediği kardeşine götürmek üzere bulmak için yola çıkar. Bu yolda başına geleceklerden haberi olsa asla böyle bir işi kabul etmezdi tabii ki de.
Çiftimiz çok ama çok eğlenceli. Beau'un sert tavrına karşılık Stella'nın rahatladığı anlarda ki çenesi düşük hallerini çok sevdim. Adam kadınlardan uzak durmaya çalışırken Stella gibi bir kadının yanında resmen işkence çekti.
Aralarında ki etkileşime tabii ki karşı koyamazlar ama ortada bir sorun vardır. Beau tüm bildiği kuralları yıkmış Stella'yla beraber olmuştur ama bunun ardından kurduğu cümle kızımız için pek de iç açıcı olmadı maalesef.
"Beau midesinde bir kıpırtı hissetti ve başı döndü. Bir kez daha hiç düşünmeden Stella'nın yumuşak ve gülümseyen dudaklarına bir öpücük kondurdu. Dostça bir öpücükten biraz daha uzun sürmüştü."
Kitabın sonu harikaydı. Pişman olan adam görmek tabii ki çok güzel ama ben daha bir şeyler beklerken bir baktım bitmiş. Keşke azıcık daha okusaydık dedim. Birazcık bir anda bitti gibi hissettim nedense.
Son olarak, kitabın çevirisini çok sevdim. Çok anlaşılabilirdi bence. İşin içinde bir sürü askeri terim bulunmakta ve bunları anlamak için uğraşmam gerekmedi. Diğer karakterleri de tabii ki çok merak ettim. Özellikle ikiz kardeş Blake...
Bu tarz kitapları seviyorum. Kafamı yormuyor aksine rahatlayıp eğleniyorum. Bende eksik Gibson kitaplarını da liste yaptım, fuardan alıp gelmeyi düşünüyorum.
"Ben bir aptalım.Aşkın mer ya da flaş bombası gibi olduğunu sanıyordum. Yanılmışım. Bir gülümsemeyle bile oluyormuş. Senin gözlerine bir bakışla. Elinin dokunuşuyla gülüşünün, sesiyle."
Güzel, eğlenceli bir kitap okumak istiyorsanız bu kitap tam sizlik. Kitaptan ziyade yazara kesinlikle bir şans vermelisiniz bence.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder