Subscribe

Evrene Fısıldanan Dilek || Karen McQuestion | Yorum

9/10/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar -

Ne dilediğine dikkat et!
Andrea bir anda karar verdi ve aklına gelen her şeyi bir çırpıda yazıp bitirdi. Sonra yazdıklarını içinden okumaya başladı. Kibar, düşünceli ve şefkatli bir adam istiyorum. Gerçek bir adam, toy biri değil. Benden daha uzun boylu olmalı ve bilgisayar oyunları ya da bilardo, dart gibi oyunlara meraklı olmamalı. Benimle zaman geçirmekten hoşlanmalı, beni çekici bulmalı ve söylediklerimi gerçekten dinlemeli. Lütfen zeki biri olsun ama bana ukalalık taslayacak kadar da değil. Şöyle bir düşündükten sonra bir cümle daha ekledi. Ayrıca yaptığım esprileri anlayan biri olmalı.
Evrene bir mesajım var...
Herkes kağıtlarını almıştı. Martina anlatmaya başladı, “Yakın gelecekten beklentilerinizi düşünün. Daha iyi bir iş mi? Yeni bir ilişki mi? Yoksa bambaşka bir şey mi? Hayal gücünüzü kullanın. Bugün yapacağımız şey aslında sipariş vermek. Diyelim ki bir kitap okumak istediniz ve internetteki bir siteden sipariş ettiniz. Kitap elinize ulaştı. Peki ya sipariş vermeseydiniz, istemekle yetinseydiniz ne olurdu? Kitap elinize ulaşır mıydı? Elbette hayır. Çünkü sipariş vermediniz.
"Bu güzel şeyler niye benim başıma gelmiyor?’ 
Sipariş vermeden sadece kelimeleri tekrarlayıp duruyorsunuz. Evrenin, sizin arzularınızdan, isteklerinizden ve dileklerinizden haberdar olması gerekiyor. Lüks isteklerden değil, mutlu ve tatmin olmuş bir insan olmanız için gerekli olduğunu düşündüğünüz şeylerden bahsediyorum.”

 Kitabı gelir gelmez okumuş hatta İnstagram hesabımda kısa bir yorum da girmiştim ama uzun yorumu son zamanlarda girmek için pek fırsatım olmamıştı. Kitabın ön okumasını merak edenler için bir göz atın diyorum.
Kitap bir gece gibi bir sürede okunup bitti. Konu olarak son dönemde çok sık okuduğumuz konulardan çok uzaktı.
Dan orta yaşlarının başında eşini kaybetmiş yaralı bir adamdır. Kızı ve kitabın baş kahramanı olan köpeği Annie ile birlikte yaşamaktadır. Çevresinde ki insanların sürekli hayatına birilerini sokma çabasına rağmen hiç birine karşılık vermez ta ki Andrea'nın dilediği bir dilek onları bir araya getirene kadar.
"Evrenin, sizin arzularınızdan, isteklerinizden ve dileklerinizden haberdar olması gerekiyor.Lüks isteklerden değil, mutlu ve tatmin olmuş bir insan olmanız için gerekli olduğunu düşündüğünüz şeylerden bahsediyorum."
Andrea eşinden ayrılmış ve hayatını düzene sokmak için yeni bir kasabaya gelir. Arkadaşı sayesinde zorla düzenlenen bir grup insanla birlikte terapiye benzeyen bir şeye katılır. Orada herkes hayatta istediği dileklerini bir kağıda yazıp yakınca olacağına inanır. Andrea bunu gerçekten inanmasa da hayat ona dileğini verir.

"Kibar, düşünceli ve şefkatli bir adam istiyorum. Gerçek bir adam, toy biri değil. Benden daha uzun olmalı ve bilgisayar oyunları ya da bilardo, dart gibi oyunlara meraklı olmamalı. Benimle zaman geçirmekten hoşlanmalı, beni çekici bulmalı ve söylediklerimi gerçekten dinlemeli. lütfen zeki biri olsun ama bana ukalalık taslayacak kadar da değil.Ayrıca yaptığım esprilerden anlayan biri olmalı."
Tatlı mı tatlı şeker gibi sevgi dolu bir kitap. Bazen duygusal bazende eğlenceli olabilecek şekilde hazırlanmış bir kurgu. Hiç sıkılmadan nasıl olduğunun bile farkına varamadan bir solukta okudum ve bir bakmışım son sayfaları kapatıyorum. Son zamanlarda okuduğum en içten en doğal ve en gerçek hikayeye ve anlatıma sahip bir kitaptı.
"Dan restorandan çıktığında ayak üstü sohbet ettiği sevimli kadınla geçen yarım dakikayı düşündü.Andrea!Üzerinde değişik bir etki bırakmıştı."
Çiftimiz her seferinde birbirlerini bir kaç dakika gibi kısa bir sürede kaçırıyorlar ve en sonunda ben çıldırma aşamasına geldiğimde artık sonunda karşılaştılar. Ve Annie kitabımızın baş kahramanı sevgili köpeğimiz dileğin ta kendisi o diyebilirim :)
Fark ettim ki bir kez daha orta yaş karakterlerin hikayesini okumayı daha çok seviyorum. Bunu daha önce okuduğum bir kitapta da fark etmiştim. Belki de daha oldun olduğundandır bilmiyorum. Olaylar hep bir mantık çerçevesinde olduğu zaman daha çok hoşuma gidiyor sanırım.
Evrene Fısıldanan Dilek duyulan özlem ve sevginin en içten anlatılmış şekliydi bence. Uzun zamandır farklı konuya sahip bir kitap okumamıştım ve arada böyle kitaplara denk gelmek benim için sevindirici bir sebep oluyor.
Arada huzur veren hikayeler okumak bana iyi geliyor.
Sizde farklı bir şeyler peşindeyseniz Evrene Fısıldanan Dilek kitabını bir deneyin diyorum.
Dan "Seni mutlu edeceğime söz veriyorum" dedi.Andrea onun kulağına, "Çoktan ettin bile," diye fısıldadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder