Subscribe

Gülsima Aglama Ne Olursun | Ferhad Fani || Yalnızca Rabbine Yönel | Ömer Çoban

4/28/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar -
Herkese Merhaba farklı bir konuya sahip kitap yorumlarımla geldim bu sefer.
Hayat yayınlarından çıkan yeni bir seri olan Aşkla Dokun Hayata serisnin iki kitabının yorumundan bahsedeceğim bugün size. 
İlk olarak çok severek okuduğum Gülsima Ağlama Ne Olursun dan bahsedelim.


Kadim sevdaların son emanetçisi, efsanevi âşıkların sonuncusu… Uzlethanesinde kırk asırlık çilesi hiç dolmayan, bir lokma, bir hırkayla ömür törpüleyen bir derviş… Hasretin beşiğinde tüm varlığı derd-i aşkla kundaklanmış bir çocuk… Kadim sevdaların son emanetçisi… Efsanevî âşıkların son mirasçısı… Ömrü, ikindiden akşama doğru akıp giden bir günün son demleri… Mirza… Ve aşkı Gülsima...


"Gülsima Ağlama Ne Olursun" baştan sona şiir gibi akan cümlelerle örülmüş bir aşk ve arayış romanı… Romanın başkahramanı Mirza'nın öyküsünde aşkı, ayrılığı, vuslatı ve insanı bulacağınız, bunların da ötesinde her satırında mutlaka 'kendinizi' okuyacağınız bir ayna...



Yazar | Ferhad Fani
Yayınevi | Hayat Yayıncılık
Sayfa Sayısı | 460
Fiyatı | t 18,00



"Aşk, Aşk" diye atmıyorsa bir yürek, insanın göğsünde yük değilde nedir?

Aşkı arayan iki kalbim hikayesi, yazdıkları şiirlerle aşkını anlatan iki gönül.Var olan ama bir türlü kavuşamayan aşka sahip iki yürek.

Biri rüyalarına giren hasretini çektiği adına "Hasret " dediği içten içe ona kavuşmanın özlemiyle yanıp tutuşan onu bitiren bir sevdanın arayışında olan bir adam...

Diğeri onu gördüğü andan beri aşık olan ama karşılık göremeyen, bunu kimseye anlatmayan sadece şiirlerinde dile getiren bir kadın...

Kitabımızın ana karakteri Mirza, kendisi genç bir üniversite öğrencisi, annesiz ve babasız büyüyen sadece ailesinden kalan son kişiye ablasına sahip olan karakterimiz.

Yazdığı şiirlerle adından çok söz ettirecek Mirza, zamanla şuan ki halinden sıyrılır ve kendini yazdığı şiirlerine adar. Yazar ve sadece yazar. üzerinden atamadığı bir türlü anlam veremediği bir boşlukta olan Mirzanın gözü artık yazdığı şiirlerden başka hiç bir şey görmez hale gelene kadar böyle devam eder.
Can dostum dediği aynı evi paylaştığı arkadaşı Emir her ne kadar onu konuşturmaya, neden bu hale geldiğinin sebebini anlamaya uğraşsa da Mirza artık içine kapanmıştır. İçten içe arkadaşını da üzdüğünü bilip buna da kahrolsa da elinden bir gelmediğine inanır. Üzülür, üzülür ama yinede onu rahatlatacak bir kaç kelime bile bulamaz.

Zaman geçer mevsim bile değişir ama Mirza aynı kalır. Bu hissettiği boşluk onu yavaş, yavaş bitirirken farkında değildir ama onu dönüşü olmayan bir yere doğru sürüklemeye başlar.
Mirza içine düştüğü durumu bile sorgulamadan kendi sonunu beklerken, farkında değildir ama bir köşede sessizce aşkını içinde yaşayarak onu bekleyen de vardı Gülsima.
Onunda Mirazadan pek farkı yoktur, Mirza anlam veremediği boşluğa yazarken o şiirleri Gülsima ise Mirza'ya olan sessiz aşkına yazıyordu satırlarını.

Mirza ve Gülsima'nın hüzünlü iç burkan sizi bu diyardan alıp çok başka yerlere sürükleyen hikayesini okumalısınız. Ben çok nadir bu kitapları severim çünkü bazıları gerçekten anlayamadığımız kadar çok kelime barındıran cümlelerle yazılıyor ve ne demek istediğini düşünene kadar konudan çok başka yerlere sapıyoruz.
Ama bu kitap akıcı ve anlaşılır dili ile sizi içinize alacak.

Keşke böyle bitmeseydi diyebileceğiniz bir kitap, ama buna rağmen yazılan sonla yetinmeye de öğreneceğimiz bir kitap. Bazen olabilecek en iyi son bu olurdu deriz ya işte o cümle bu kitaba göre.

Bazen huzur bulmak gerektiğine inanırım o zamanlarda da bu kitaplar gerçekten hoşuma gidiyor.Tek sorun o kadar hüzünlendim ki sonununda hiç beklemediğim bir sonla bitince çok ama çok üzüldüm. Çabuk ağlamış olmamın da yan etkilerini bir kitap da daha görmüş oldum böylece.

"Aşk derdinin lisanı,lugatı yoktur.Konuşmak ve yazmak sadece insanların dünyevi hayatını kolaylaştırmak için bir vesiledir. Eğer yazılacak ve anlatılacak olan aşksa,hasretse,çaresizlikse, bütün diller ve kitaplar bir adım arkasında kalır onların."





Kendini dünya cenderesine kaptırmış insanlara huzurun adresini gösteriyor.

Bilinenin arka perdesindeki bilinmeyeni keşfediyordum. Ona varmak sürecindeki yol, benim yegâne hikmetimdir, şaşkınlığımdaki aşkımdır, ayaklarımdaki kuvvettir, tahayyülümdeki yıldızlardır, bağrımdaki en kızıl, en alev, en can yakan ateştir.

Birikiyordu demlendiğim her insandaki kıssalarım, hikâyelerim, anılarım. Göz göre göre şahit olduğum trajediler, sol yanımda kesik, yitik, yetim ve öksüz izler bırakıyordu. Hepsini kederim gibi görüyordum.

Usul usul olgunlaşıyordum: Ve 'OL'uyordum. Karşılaştığım dramatik olayların üstesinden gelmek öyle zor gelmiyordu bana artık. Yeşerdiğim "hayat ağacı" vakti geldiğinde meyvelerini vermekten sakınmıyordu. Hak ettiğim gibiydi her şey!





Yazar | Ömer Çoban
Yayınevi | Hayat Yayıncılık
 Sayfa Sayısı | 336
       Fiyatı | t 17,00


Herkesin duymak istediklerini değilde olması gereken bilinmesi gerekenleri anlatan bir kitap.
Unuttuğumuz bir çok değerimizin farkına varmamıza sebep olan akıcı ve anlaşılır bir anlatıma sahip.Özellikle betimleme konusunda yazarı tebrik etmek istiyorum. Adım adım yönelmenin nasıl olduğunu merak ediyorsanız eğer kafa karıştırmadan yakın anlatıma sahip bu kitabı okuyun.

Ardında ne varsa geride bırakıp adım adım yavaş yavaş Rabbin'e yönelmek için yollara düşen bir karakterin hikayesi.
3 yıldır yılmadan bıkmadan daha fazla öğrenmek için devam eden yolcukla her anın her zamanın hikayesini heyecanla okuyorsunuz. Okurken hayatınıza değinen noktaları kaçırmıyor kendinizden bir şeyler bulmadan geçemiyorsunuz. Tek düze sizi bir amaca yönlediren bir hikaye değil, açık görüşlü, inançlarınızı kendinize göre yaşabileceğinizi anlatmayı amaçlayan bir hikaye. Yargılanmadan dışlanmadan yaşamanın cesaretini veren bir anlatıma sahip. Bizim bir birinize yaptığımızı kötülükten daha fazla ne olabilir ki. 
Bu benim aklımda kalan en güzel şeydi, insana insandan başka kim daha fazla kötülük yapabilir ki.

Tam yerine değinen tespitlerle, unutamayacağınız hikayelerde dolu bir kitap. Karakterin yeni insanlara tanışmasını, yaşadıklarını gördüğü öğrendiği yalnış doğru her şeyi nasıl konu aldığını sizde bir şeyler hissederek okuyacaksınız.

"Gerçeğin hakikatine aşkla dokunmak, kederi, ıstırabı, yazgı olarak kabul edip kucaklamakla gerçekleşir. Selam olsun benliğin devrimine, selam olsun nefsini dizginleyenlere."

"Herkes hayat  ağacının bir dalına tutunarak kendine en uygun yolu seçip, ayak durmaya çalışmaktır."

Hayat yayınları herkese Aşkla Dokun Hayata diyerek okuyucularla buluşuyor.
Aşkla Dokun Hayata serisi ile okuyuculara aşkın ayrılıktan kavuşmaya, hüzünden coşkuya kadar tüm duygularını taşıyan bir yolculuğa çıkarıyor.

Aşka Dokun Hayata Serisi:
Bana Aşkımızı Anlat

Aşk-ı Rana
Yalnızca Rabbine Yönel
Gülsima Ağlama Ne Olursun

İçlerinden ikisini okudum ama Gülsima Ağlama Ne Olursun'a bayıldığımı söylemeden geçemem :)
En kısa zamanda diğer kitaplarını da okumayı umuyorum arada huzurlu bir şeyler okuma ihtiyacı hissediyor insan.
Sizde Hayata Aşkla Dokunmak istiyorsanız kitaplara bir göz atın derim ben :)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder