Subscribe

4.Okuma Etkinligi || Kır Papatyası - Dilek Taygun | Yorum

6/20/2015, BY Tuğba Atıcı Coşar -

Herkese merhaba 4. okuma etkinliği ile karşınızdayım. Sihirli Kitaplık ile yaptığımız okuma etkinliğinin bu seferki konuğu yeni bir kitap olan Kır Papatyası...
Konuk kitabımızın ön okuması için Bir Otakunun Dünyası'na bir uğrayın.
Aynı zamanda kitabımızı 2 kişiye hediye edeceğimiz çekiliş için Facebook sayfamız Tık Tık.


Yorum: Yorumuma kitabın konusuyla başlamak istiyorum. İnci 18 yaşında ailesini çok küçükken kaybetmiş ve babaannesiyle büyümüş üniversite sınavına hazırlanıyordur. istediği bölüme girebilmek için kursa gitmek zorundadır. İstanbul'a baba tarafından kuzeni olan bir ailenin oğlunun yanına ona göz kulak olması için gönderilir.
Gökhan, küçücük bir kıza bakıcılık yapmak zorunda kaldığı için ailesine öfkelidir. Adam zaten rahatına düşkün, titiz ve sinirli bir yapıya sahip olduğundan yanında başka birinin yaşayacak olmasına oldukça sert tepkiler verse de sonunda kabul etmek zorunda kalır. İkilinin hikayesinde böyle başlar.
Öncelikle kitapta ki yan karakterleri ana karakterlerden daha çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Ve Gökhan'ı da İnci'den daha fazla sevdiğim bir gerçek.
İkilinin aynı evde kalmasını pek olumlu karşılamadım. Hiç bilmediğin tanımadığın 30 yaşında bir adamın evinde neden kalırsın demi ama.
 İkili arasında ki ilişki kısmen hoşuma gitse de aradaki yaş farkı beni gerçekten rahatsız etti açıkçası. Aslında yaş farkından ziyade kızın yaşının çok küçük olması desem daha doğru olur. Bunu sürekli  söyleyip duruyorum ama ciddi anlamda takıldığım ilk konu oldu.
Kız üniversite sınavına hazırlanıyor ve adamla arasında geçen bazı konuşmalardan ötürü sürekli bana abi kardeş izlenimi verdi. Örneğin ders çalışırken 'Anlamadığın bir yer var mı?' gibi konuşmalar beni biraz rahatsız etti. Zaten ikiliyi birbirlerine pek yakıştıramadığımdan birde böyle sohbetler olunca iyice koptum kitaptan sanırım.
Karakterlere gelince Gökhan'ın karakteri zaten belli kitapta adam sert yapısından hiç ödün vermeyen bir tip. bu duruşunu bozmamasını sevdim ama İnci'nin bazı zamanlar adamın dikkatini çekmek için bulunduğu davranışlar hoşuma gitmedi ki buda yine aynı soruna yani yaş konusuna dayanıyor bence. Çünkü kız benim gözümde çok küçüktü.
Birde kitapta bir yazarın birde karakterlerin gözünden kısımlar okuduk. Ben yazarın ağzından yazılan kısımları daha çok sevdim okurken keşke hepsi öyle olsaydı demeden geçemedim. İki anlatım şeklinini de içinde barındıran hikayeler bende biraz kopukluk yaratıyor.
 Bence sadece bir anlatım şekli üzerinden ilerlemeli diye düşünüyorum.
Kitabın konusu ve gidişatı genel olarak hoşuma gitse de bende bu yaş konusu bende biraz takıntılı kaldı sanırım. Gerçekten en azından keşke kızın yaşını kitap haline dönüşmeden öne biraz büyütülseydi. Benim gözümde çocuk olarak nitelendirdiğim bir yaş sınıfı çünkü 18 yaş ve  İnci'in ve Gökhan'ın arkadaş çevresi ve onlarla olan ilişkileri ise en çok sevdiğim kısım oldu diyebilirim.
Kır Papatyası yazarımızın ilk kitabı, başarılanın daim olmasını diliyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder